Mustafa SüsTöreli Yazılar

Özür Dilemek Gerçekten Erdem midir?

Mustafa Süs

Özür Dilemek Gerçekten Erdem midir?

İnsanlara ana sınıfından itibaren okullarda, dillenmeye başladıkları andan itibaren de aile içinde özür dilemeyi öğretirler. “Özür dilemek erdemdir, özür dilemek nitelikli insanın vasfıdır” gibi kalıplaşmış sözler edilir.

Peki, insanlar neden özür diler?

Grup içindeki uyumu bozan kişi; “Kuralları kabul ediyorum, amacım zarar vermek değildi,” diyerek dışlanmayı önlemek adına özür diler.

Bir de hukuki anlamda özür vardır ki bu aslında tamamen “sözsüz” bir davranıştır. Hata veya yanlış yapan, özür dilemek yerine bedel öder. Örneğin birinin arabasına çarptıysanız, kuru bir özür yerine onun zararını tazmin edersiniz.

Bazı özürler ise mahkeme savunması gibi bir açıklama içerir. Kişi, neden yanlış yaptığını sözle izah eder. Burada o “sihirsiz” iki kelimenin ardına sığınılmaz; aksine “Yanlış yapan yaptı da yaptıran ne etti?” sorusuna cevap aranır.

Tövbe ve Özür Farkı

Özür dilemek gerçekten erdem midir? Bu soruya cevap bulmak zorundayız.

Öncelikle tövbe etmekle özür dilemeyi birbirine karıştırmamak gerekir.

Allah; Rahman’dır, Rahim’dir; dilediğini affeder, dilediğini etmez.

Kul ise çoğu zaman nefsiyle hareket eder. Benliğinin incinmesi veya gururunun kırılması onu yaralar; bu yüzden kendisine zarar verenleri affetmeyebilir.

Elbette kulun affedici ve hoşgörülü olması istenir; nitekim “Allah affedicidir, affedenleri sever.” Ancak kulun affediciliğine ve hoşgörüsüne sığınıp bunu suistimal edenleri ne yapacağız?

Yanlışlıkla ayağa basmak ile bile isteye yüze tokat atmayı aynı özürle kapatabilir miyiz? Bu durumun geçiştirilmesine müsâmaha göstermeli miyiz?

Kibirli İnsanın Özrü

Toplumda hata değil de bilinçli yanlışlar yapan ve ardından hemen özür dileyen insanlara bakın; genelde arsız, kibirli ve egosu yüksek kişilerdir. “Nasıl yani? Kibirli insan özür dilemez ki!” dediğinizi duyar gibiyim. Aksine, kibirli insan özür diler; ancak diledikten sonra yine kendi bildiğini okumaya devam eder. Sizi kırdığı veya üzdüğü için gerçekten pişman değildir. Sadece günü kurtarmak, dışlanmamak ve haksız görünmemek için geçici bir hamle yapmıştır. Bu kişilerin şımarıklığı had safhadadır.

Aslında basit hatalar için dilenen özürler de çoğu zaman gereksizdir. Fakat toplumumuzdaki insanlar sözüm ona “hatadan münezzeh” oldukları için, karşı taraftan sürekli bir özür beklerler.

Elbette yanlış anlamalara meydan vermemek adına açıklama yapmanın gerekli olduğu durumlar ayrıdır. Örneğin, bir ortamda dil sürçmesi yaşayarak orada olmayan birini haksız yere suçlamışsanız, konunun açıklığa kavuşması elzemdir.

Esas Olan Nedir?

Asıl erdem, mümkün olduğunca özür dilemeyi gerektirecek davranışlardan kaçınmaktır. Bile isteye ukalâlık yapmak, üst perdeden ahkâm kesmek, üzerine vazife olmayan işlere burnunu sokmak, hiyerarşiye dikkat etmemek, fütursuzca ve patavatsızca davranmak… Bunlar bilinçsizce değil, bilerek yapılan yanlışlardır. Kimse “boş bulunup” birine durduk yere hakaret edemez ya da önünü ardını araştırmadan insanları yargılayamaz.

Bu tür bilinçli yanlışlar sonucunda dilenen özür, muhatabı tarafından asla kabul edilmemelidir. İnsan; “Özrünü aldım, cebime koydum; mecburî ilişkilerimiz devam edebilir ama mesafemi korumak zorundayım” diyebilmelidir.

Aksi takdirde insanın ruhu kevgire döner; kendisine saygısı kalmaz ve önüne gelenden yumruk yiyen bir “şamar oğlanına” dönüşür.

Unutulmamalıdır ki gerçek erdem olan özür, muhatabının olduğu veya olmadığı yerde yapılan yanlışı bir daha asla tekrarlamamaktır. Münevver ne demiş?

“Ahlâk, karanlıkta yere tükürmemektir.”

Yaptığı her yanlıştan sonra özür dileyenin özrünü hemen kabul edenler, o kişiyi daha da arsız ve kibirli yapmaktan başka bir işe yaramazlar.

Mustafa SÜS

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu