MaârifProf. Dr. Mehmet SümeTöreli Yazılar

MAARİFİN KALBİNDE RAMAZAN

Prof. Dr. Mehmet Süme

MAARİFİN KALBİNDE RAMAZAN

Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in imzasıyla 81 ile gönderilen yazı doğrultusunda, Ramazan Ayı’nda okullarda “maarifin kalbinde ramazan” konulu eğitsel ve sosyal etkinlikler düzenlenecek. Etkinliklerin temel amacı; öğrencilerin paylaşma bilincini geliştirmek, yardımlaşma ve dayanışma duygularını güçlendirmek, birlik ruhu, adalet, merhamet, vatanseverlik gibi millî ve manevi değerleri geliştirmek olarak belirtilmektedir.

Bu gelişmeler üzerine kendi geçmişine, kültürüne milli ve manevi değerlerine düşmanca tutum içine girdikçe çağdaşlaştığını zanneden bir güruh tarafından ramazan etkinliklerine karşı çıkan bir bildiri yayınlandı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, haklı olarak söz konusu bildiriye tepki göstererek, “Bu bana 28 Şubat sürecini hatırlattı. Niyet okumaya dayalı kötü niyetli bir bildiri” dedi. Bakan Tekin, “Bunların gözünde Noel, Cadılar Bayramı laikliğe aykırı değil ama kültürel mirasımız ramazan konusunda laiklik akıllarına geliyor” ifadelerini kullandı. İmzacı güruhun sözcülüğüne soyunan bir kadın spikerimiz de, bakan Tekin’in sözlerini sunduğu ana habere şöyle taşıdı:

“…İnanılmaz bir şey, senin milli eğitim bakanın daha cadılar bayramını kutlayanlar diye ayırıyosa, ya bu ülkede aynı anda ikisi de kutlanamıyo mu? Niye cadılar bayramını yasaklamak? Veyahutta niye Ramazan Bayramındaki bu farkındalık adı altında çocuklara yaptığımız ayrımcılığı onaylamak zorundalar yani ya bizden ya öteki illa ortadan karpuz gibi bölünücez…

Şimdi bu sözlerin neresinden tutayım ki, neresinden tutsam elimde kalıyor.

– Ramazan-ı Şerif yeni girdi, Ramazan Bayramında değiliz.

– Cambaza bak, “Cadılar Bayramı niye kutlanmıyor ki” diye sorguluyor.

– Ramazan-ı Şerif hakkında oluşturulan farkındalıktan rahatsız.

–  “…Ya bizden ya öteki illa ortadan karpuz gibi bölünücez…” diye eleştiri getirip güya birlik olmayı savunurken, konuşmasının başında “İnanılmaz bir şey, senin milli eğitim bakanın” diyerek ayrımcılığın büyüğünü kendisinin yaptığının farkında bile değil.

– Bir de spikerimizin kullandığı Türkçeye dikkatinizi çekmek isterim. “…diye ayırıyosa, …kutlanamıyo mu, …bölünücez”  

Bütün bunların yanında, altmışa bir kaldı şunca yaşıma rağmen spikerimizin kutlanmasını istediği cadılar bayramından benim niye haberim yok. Haberim yok ama edindiğim bilgiler ışığında bu hususta bir önerim var, tartışmaya kavgaya gerek yok başta spikerimiz olmak üzere herkes kendi bayramını kutlasın.

Sayın bakanın yayınladığı genelgeye karşı imza kampanyası başlatmak, aslında sadece bu uygulamaya değil yüzyıllardır İslami esaslar ve kültürel değerlerimizle ilmek ilmek dokunan “Ramazan İklimine” karşı bir inanç ve kültür körlüğüdür.

Ramazan-ı Şerifte iftara gelen misafirlere diş kirası adı altında ev sahibinin sofrasına gelip dişlerini yorduğu anlayışına istinaden çeşitli hediyeler verilirdi. Bu uygulama dünyada eşi benzeri olmayan bir misafirperverlik örneğidir. Diş kirası geleneği, birlik olmanın sadece karın doyurmakla değil gönül almakla da sağlandığını gösteren en somut örneklerden biridir.

Osmanlı Devleti’nde Ramazan-ı Şerif yaklaştığında padişah tarafından “tenbihname” yayınlanırdı. Tenbihnameler ile başta esnaf olmak üzere toplumun bütün kesimleri uyarılır ve Ramazan-ı Şerif iklimine uygun hareket edilmesi istenirdi.

Sadaka Taşları ile inancımızdaki yardımlaşma hat safhaya çıkarılır, yardımlaşma veren elin alan eli görmediği bir zarafete dönüştürülürdü. Zimem (veresiye) defterleri uygulamasında ise hâli vakti yerinde olan kimseler mahallenin bakkalına giderek veresiye defterlerindeki bütün borçları sildirir sessizce fakat huzur için de evine dönerdi.

Ramazan-ı Şerifte minareler arasında gerilen mahyalar sadece görsel bir şölen değil aynı zamanda toplumun bütün kesimlerine verilen manevi mesajlarla doluydu. Sahi gökyüzüne kandillerle “Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan” yazarak yıldızlara yeni ve daha parlak yıldızlar katmak sizi heyecanlandırmıyor mu?

Milli Eğitim Bakanlığının “maarifin kalbinde ramazan” başlığı altında yapmak istediği kısaca aktarmaya çalıştığım bu ve benzer değerlerden çocuklarımızı ve gençlerimizi haberdar etmek ve bir bilinç oluşturmaktan ibarettir. Birliği, yardımlaşmayı, merhameti, sevgi ve şefkati merkeze alan bu değerleri tehlike olarak görmek, tehlikenin kendisidir.

Sonuç olarak, sözüm ona aydınların bildirisine en üst merciden verilen cevabın her satırına katıldığımı belirterek bir bölümünü burada aktarıyorum:

“… Türkiye’de laiklik tartışması yokken özgürlük alanları hiçbir surette kısıtlanmadığı hâlde milletimizin inancını özgürce yaşamasına tahammül edemeyen azgın güruhun hezeyanlarına kulak asmadan, doğru bildiğimizden asla ayrılmayacağız. Yayımladıkları bildirilerle 86 milyonun Ramazan sevincine gölge düşürmek isteyenlerin, milletimizin arasına nifak sokmasına, birlik ve kardeşlik ayı Ramazan-ı Şerif’te insanımızı kutuplaştırmasına eyvallah demeyeceğiz…”

Mehmet Süme

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu