EdebiyâtGülhan YılmazTöreli Yazılar

USTA

-Mektup-

USTA

Sevgili Kardeşim,

Mektubumu alınca hüngür hüngür ağla! Çünkü yap denileni yapmamakta; sakın yapma denilene düşmekte senin üstüne yoktur. “Gel” verilir fersah fersah kaçarsın; “İyi dinle” derler avaz avaz türküye başlarsın.

Bu sana bir veda. Şimdiden sonra acıya, kedere merhaba de! Huzura ve esenliğe el salla! Sarıldığın yarenine düşman ol! Buram buram ayrılık kok!

Ormanların yeşermesin, meyvelerin çiçeklenmesin! Kalplerde tahtlar kurama! Kimsenin güneşi olama!

Sevdiğinden kaç! Aile de kurama!  Şen şakrak yavruların olmasın! Miskin, muhtaç bir yaşlı olarak öl; çünkü sen yap denilenin tersini yapmakta ustasın.

Seni sevdiğimi bilme benim kardeşim. Hele hele özlediğimi sanma sakın! Çünkü sen, yapma denilene düşmekte bir numarasın.

Sevgili Dostum

Senden, bütün hücrelerimle, bütün sözlerimle, bütün gözyaşlarım ve pişmanlıklarımla özür diliyorum. Diz çökülebilseydi bir insanın önünde seve seve onu da yapardım.

Mektubunu okumadan önce cahildim. Kendini beğenen, kibrine saplanmış, çamurunda debelenen bir kördüm ben. Yine de bana merhamet ederek elimden tutmaya çalıştığın; gönül ve beden gözümü açtığın için sana minnettarım. Lütfen bu şaşkını, bu mecnunu, bu deliyi affet!

Seni duydum ama dinlemedim, seni sevdim ama göstermedim, seni özledim ama söylemedim. Yoldan çıktım ama senden yardım istemedim. Parçalandığımda bile duygularımı yaşamadım; hep sakladım kof bir gururdan sebep. Oysa sen hepsini biliyordun. Bilmeseydin dostum olmazdın zaten. Senin aklına, vicdanına, dürüstlüğüne, tuzaksızlığına çok güvendim. Haklıydım da. Hala en çok sana güveniyorum. Öyle hatalar yapmışım ki geri dönemiyorum. Zarafetinden utanıyorum, yüce gönlünden, her şeyi görebilen, sezebilen ferasetinden… Benim hakiki mümin dostum. Ölüyorum utançtan; boğuluyorum. Eminim hepsini biliyorsun.

Sen gelirdin bana, ben kaçardım. Gelmediğinde haksız haksız hem de saygısız saygısız sana çatardım. Anlardın dengemin bozukluğunu da bana kıyamazdın. Ben bu lütufları kaldıramadım. Ahmağın tekiyim.

Sensiz günlerim, gülüşlerim, başarılarım yalan. Huzurum, esenliğim yalan dolan. Onlar varmış gibi davranıyorum hep. Mış gibi yapmakta üstüme yoktur bilirsin. Rollerdeyim. Bin bir surata dönüyor yüzüm. Bukalemuna taş çıkarıyorum bir görsen. Biliyorsundur zaten. Duymuşsundur bir yerlerden.

Öyle açım ki itiraf ediyorum. Sana, dostluğuna, yarenliğine, en çok da beğenmemiş gibi yaptığım her şeyine. Güzel zamanlarımıza, sahne sahne yanıp sönen hatıralarımıza açım. Yoruldum. Tükendim. Çaylarımıza susadım, kahvelerimize. Aç, susuz, bitkin bir bedbahta döndüm. Ne güzeldik anlayamadım. Sen anıların hatırına değil de sana sığınışıma bak! Sana gelişime bak!  Affet bu yoldan düşmüşü. Merhamet eyle!

Zulmettim, söz ettim, çirkefleştim affet! Sen benim hakiki dostumsun. İçimi dışımı bilirsin; işte itiraf ediyorum. Medet yarenim medet!

Gülhan Yılmaz

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu