Abdulkadir AydınEdebiyâtTöreli Yazılar
Trend

Uzaklara Mı Gitmek Yoksa Uzaklaşmak Mı?

Uzak nedir?

Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için

gidecek yer ne kadar uzak olabilir?

İsmet Özel, Mataramda Tuzlu Su

Uzaklara gitmek mi iyi gelir insana yoksa uzaklaşmak mı? “Seyahat eden sıhhat bulur”, “Tebdil-i mekânda ferahlık vardır” gibi bazı sözler uzaklara gitmenin iyi geleceğine delil gösterilebilir elbette. Üstelik bu sözler uzun tecrübelerin sonucunda doğruluğu ispatlandıktan sonra söylenmiştir. Buraya kadar uzaklara gitmenin iyi geleceğine dair en küçük bir itirazımız olmamakla birlikte bir sorumuz var sadece: Her zaman iyi gelir mi? Ya gittiğiniz yere size sıkıntı veren şeyleri de götürdüyseniz? Yukarıda zikrettiğimiz hikmetli sözlerin karşısına şu sözü yazıp bir daha düşünelim: Olduğun yeri cennete çevirmezsen kaçtığın cehennemden kurtulamazsın. Böyle düşününce uzaklaşmak daha hızlı iyileştirir gibi geliyor. Aslında uzaklara gitmek de uzaklaşabilmek için yapılan bir şey.

Peki ama uzaklaşılacak şeyler nedir? Nasıl uzaklaşılır? Asıl mesele bu soruların cevabını bulmak ve gereğini yapmaktır. Asırlar öncesinden hikmet ehli zatlar, insanın sahip olduğu kuvveleri üç sınıfa ayırmışlardır. Buna göre insanın kuvveleri; kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye ve kuvve-i akliye olmak üzere üç sınıftır. Bu kuvveler her ne kadar dinî ve içtimaî kurallarla sınırlandırılmışsa da nefsin istemesi itibariyle herhangi bir sınırları yoktur. İşte uzaklaşmak bu kuvvelerde sınırı tutturmak için vardır. Bu kuvvelerin sınırını muhafaza etmek için ifrat ve tefritten uzaklaşmak gerektir. Öncelikle şehvetin (yemek, cinsellik, konuşmak) ifratından (aşırı iştahlılık) ve tefritinden (aşırı iştahsızlık) uzaklaşıp vasata ulaşarak “iffet” elde edilir. Sonra gadabın (öfke) ifrat ve tefritinden uzaklaşılarak “şecaat” elde edilir. Ardından aklın ifrat ve tefritinden uzaklaşılıp “hikmet” elde edilir. İffeti elde eden kendisine helal olandan geri kalmamakla birlikte haram olana yaklaşmaz. Şecaatı elde eden korkulacak şeyden korkup korkulmayacak şeyden korkmayarak aklı başında bir insanın cesaretini gösterir. Hikmeti elde eden doğruyu yanlışı ayırt ettiği anda nefsinin hoşuna gideni savunmayı bırakıp doğruya tâbi olur, yanlıştan uzaklaşır.

Anlatmak için konuşanlar laflamaya doymazken, anlaşmak için konuşanların fazla söze ihtiyacı yoktur. Yaşamak için yiyenler vücutlarını beslerken, yemek için yaşayanlar bedenlerini bezdirirler. Hayatlarını ve şereflerini koruyacak yerde cesur davrananlar zarardan korundukları gibi suçsuz kimseye de zarar vermezken, olur olmaz her yerde her durumda orantısız şekilde saldırgan davrananlar ya zarar verir ya zarar görürler. Doğruya doğru diyebilenler doğru yolda gitmeye ve doğru yola yöneltmeye devam ederken, sırf nefsinin hoşuna gidiyor diye yanlışı doğru göstermeye çalışanlar yanlış yolda gitmekle kalmaz başkalarını da yanıltırlar.

Gittiğin yeri cennete çevirmenin iksiri uzaklaşmaktır. Nefsin hayvanî tarafından, vesveseden, evhamdan, bâtıldan uzaklaşan kalbinin cennetine yakınlaşır. Uzaklara gitmek aşırılıklardan ve haddi aşmaktan uzaklaşmak niyetine istinat ediyorsa hicret olur ve Allah’ın izniyle hedefine ulaşır. Yok eğer şuursuzca bir yer değiştirmekse kaçtığımız cehennemin farklı bir versiyonunu yaşamaya gidiyoruzdur.

Abdulkadir AYDIN

Öğretmen, TYB Bolu Şubesi Üyesi

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu