
Ağustos ayı, necib Türk milleti için bir zafer ayıdır. Türkler, aynı zamanda kutlu Nebi’nin “Men sabera zafera” (Sabreden zafere ulaşır) hadis-i şerifine de mazhar olmuşlardır. Doğrudan bu hakikattan güç alan aziz milletimiz, “zafer-şiar” bir millet olmuştur. Yani zaferle sıfatlanmıştır. O yüzden zafer-yab olmak, bizim töremizde mevcuttur. Bu bağlamda Töreli büyük şair Yahyâ Kemal, “Gökte top sesleri bir bir nerelerden geliyor / Mutlakā her biri bir başka zaferden geliyor” derken ne kadar da haklıdır değil mi?
Yine Ahmet H. Tanpınar’ın dile getirdiği üzere, “Kılıç Arslan’ın ve Melik Dânişmend’in müşterek zaferi olan bu muhârebeden sonra Bizans kartalı bir daha Anadolu’da uçamaz.”
Yusuf Z. Ortaç’ın dile getirdiği üzere bu ayda “Gözlerimi kapar, bulutlar içinde kanatlanmış bir zafer arabasında çelik yüzlü bir esâtir cengâveri olurum.” Yani bu ay, esatirin cenk ile hakikatine bir kez daha nail olduğu bir aydır. Tıpkı Safa ve Merve tepelerinden doğan aylar gibi…
Fakat zafer, beklemekle gelmez. Zafere karşı büyük bir gayret neticesinde olur. İşte sabır, bu gayret esnasında çekilen büyük sıkıntılara karşı gösterilir. Karşılığı ise hiç şüphesiz büyük bir fetihdir. Rabbimiz de bizi Kur’ân’da başlı başına bir sure teşkil eden Fetih Suresi’nde “İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ(n)” yani, “Rasûlüm! Gerçekten biz sana, ardı ardına gelecek nice fetihlerin öncüsü ve müjdecisi olacak apaçık bir fetih ihsân ettik” buyurarak muştular. Âl-i İmrân’ın 139. âyetinde buyrulduğu üzere de “Eğer siz samimi müminler haline gelirseniz, devamlı galip gelecek ve her zaman, her yerde hâkim olacaksınız.”
Câhit S. Tarancı, “Yeni bir zafer attığım her adım” derken elbette bu hakikat alanından güç alıyordu. Zira sabır ve zafer üzerine Töreli edebî dairede büyük bir edebiyat inşa edilmişti. Bu bağlamda zafer bayramında tüm şehid ve gazilerimizi rahmet ve minnet ile yâd ederken sözlerimi yine Töreli büyük şairimiz Niyazi Y. Gençosmanoğlu’nun 1971’de Töre Dergisi’nde neşrettiği muhteşem “Malazgirt Marşı” ile hitama erdirmek istiyorum:
“Aylardan ağustos, günlerden cuma
Gün doğmadan evvel İklim-i Rum’a
Bozkurtlar ordusu geçti hücuma
Yeni bir şevk ile gürledi gökler
Ya Allah… Bismillah… Allahuekber!
Önde yalın kılıç Türkmen Başbuğu
Ardında Oğuz’un ellibin tuğu
Andırır Altay’dan kopan bir çığı
Budur, Peygamberin övdüğü Türkler
Ya Allah.. Bismillah… Allahuekber!
Türk, Ulu Tanrının soylu gözdesi
Malazgirt, Bizans’ın Türk’e secdesi
Bu ses insanlığın, Hakkın müjdesi
Bu seste birleşir bütün yürekler
Ya Allah… Bismillah… Allahuekber!
Nağramızdır bugün gök gürültüsü
Kanımızdır bugün yerin örtüsü
Gazı atlarımın nal pırıltısı
Kılıçlarımızdır çakan şimşekler
Ya Allah… Bismillah… Allahuekber!
Yiğitler kan döker bayrak solmaya
Anadolu başlar vatan olmaya
Kızılelma’ya hey… Kızılelma’ya!
En güzel marşını vurmada mehter
Ya Allah… Bismillah… Allahuekber!”