
GÜZEL
-Serhoştur eren’ler senin aşkından!
Ne hoştur, ne güzel ruhlara dolan.-
Bu sabah sonbahar, gökler gülüyor. Rahmetler yağıyor arşın ufkundan. Toz duman yok olmuş, toprak kokuyor. Sevgiler yunuyor Rahman suyundan. Devirler boyunca nurlu armağan! Nebiler sultanı, fıtrat güzeli! Güneştin; neciptin tüm sevdalardan. Fecirde dünyaya doğan sevgili.
Bir müjde verilir Pazartesi’den. Âlemler rahmete doyacak şimdi. Süreyya ve Tarık, Rab nefesinden. Hicaz bengisuya susamış idi. “Evlad-ı Amine”, gönle arkadaş; “Cevher-i Abdullah” sonsuza değin. Halime Anne’ye selâmet, yoldaş; isimler seninle ölümsüzleşsin!
Muhammed! Muhammed! Koşar kardeşin, Beni Sa’d köyüne bin berekettin. Bağına gölgelik, bir bâd ı saba; her türlü canlıya letafet elin. Hatice’n beklerdi Mekke yolunda, Emin’i gelirdi kervan başında. İklimi korunan en güzel yürek “Eriyor Hakk’ına” Nur’un dağında. Kırk yaşlar seninle güzeldi Canan! Özüne bir başka vakar iniyor. Beşerin beşerden mürşidi olur, Hâtemu’l-Enbiyâ yüze çıkıyor.
Ürkerek gitmiştin yuvana hemen. Teselliyi sana Kübrâ veriyor. “Örtünüz!” diyordun, “Beni örtünüz!” Gönlün sükuneti onda buluyor.
En büyük delilin, şahsiyetin pak. Şüpheler gideren dillerin de ak. Allah’a davette ücretin yoktu, Mevla’nın elçisi dosdoğru fil hak. Bir “Sıddık” vefası huzurdu sana, ahlakı üstün/e kefil olacak: “Göklerde yürümüş, elbet âmennâ! Muhammed dediyse doğrudur ancak!”
O kağıtta neler yazardı Ömer? Bir başka (k)alemin sözleri sanki. Okumuyor kalbe kazıyor Ömer! Gözleri parlıyor, yanıyor teni:
“Göklerin ve yerin sahibi Allah. Geceyi gündüzler; gündüzü gece… Başı yok sonu da. İlâhtır ilâh! Varı da yoğu da bilir sinede.”
Peygamber kokuyor mübarek belde; Ebedî sevdaya bezm i yârân yurt. Âb-ı hayat dolu şerif Harem’de. Sellerce akıyor dört yanından kut. İmtihanın bitmezdi, sürüyordu. Peygamber büyük zorluk çekiyordu. Rabbimiz, Rasûl’e teselli verdi, Kutlu Nebi Mi’raca çıkıyordu.
Çöllerden Aksâ’ya ulaşan Güzel! “İsra/ile” gece yürüyen Güzel! Burak’la tırmanan gök katmanına. Şaşırmayan gördüklerine, Güzel!
Perdeler kaldırıldı gözlerinden. Zaman, mekân, buut nereye gitti? Mesafeler, sınırlar, güçsüzlük yok, Seyretti melekût yetkili Nebi. Sağnakça melekler dizili orda. Ruhu’l-Kudüs; heybet, durur karşıda. Mağfiret geliyor sahibi arştan, “Kurtuluş” hediye Me’va yurdunda.
Bir hicret bin hicret büyüyor İslam. Amcazade Ali şiltede yatan. Son Nebi yurdundan mecbur çıkıyor; Esma’dan, Ayşe’den suyunu alan.
Medine! Uyur mu sinende Nebi? İmanlar coşar sende köşe bucak. Huzurun bambaşka doyamaz kişi. Bir şehri münevver bir Gül’e toprak. Şi’rini severdin dostun kızının. Sorardın: “Hümeyra, beytlerin nerde?”. Müslümanlar davet ettiği zaman “Gelemem…” diyordun “Ayşe gelmezse”
Güneşçe şefkattin mühürlü Güzel! Taşlar yumuşattın sevginle Güzel! Yokluğunda kendimize yarayız. Sensiz kalp vahada susuzdur Güzel!
İklimler hazandır, yıldızlar kara! Nefesin bahardır, gülüşün ziya! Mut verdin; yürekler güçlü, bahtiyar. Sana vurgun! Sana meftun semalar! Nazarın çevirme ruha dokunsun bakışın, soluğun; Kevser’e kullar…
Gülhan Yılmaz



O güzeli anlatan güzel cümleler ve dörtlükler.
Kaleminize ve yüreğinize sağlık.