EdebiyâtGülhan YılmazTöreli Sanatlar

Nurlar Beyazı (Beyzâ-yı Envâr)

Gülhan Yılmaz

Nurlar Beyazı (Beyzâ-yı Envâr)

Seher vakti “beyazlı” kubbeye iniverdi. Bulutların yurdundan zıpkınlanmış gibiydi. Pamuktan saficeydi; hevesleri kanatlı. Bâd-ı Sabâ savurdu, Ravza’nın önündeydi. O masumcuk sükunda gözleri kapalıdır. Hem başı öne eğik, minik kalbi harlıdır. Eşi uçtu yanına, beraber bekliyorlar. Güneş doğdu ufuktan kalkıp gidemiyorlar.

Mescidin kapısından bir “beyaz” giriverdi. Fikri de safi-feyyaz süzülerek gelmişti. Aşk savurmuştu onu Ravza’nın önlerine. Başı yerdedir şimdi, dilde “selâm aleyke”. Kızı geldi yanına beraber bekliyorlar. Kuşluk olmuştu vakit; kalkıp gidemiyorlar.

Mavi’den yemyeşile bembeyaz iniverdi. Kanadı ışık tayfı, ılgaz, nurdan haleli… Samyeli esiyorken o, Ravza’ya akıyor. O bekleyip dururken diğerleri geliyor. Mescide doluyorlar, kalkıp gidemiyorlar. Öğlen oluyor artık, ezanı dinliyorlar.

Huşûda mümineler; salâ selam gönüller. Büyük nuru hevesle heyecanla beklerler. Kulaklarda uğultu, kalplerde deprem olur. Başlar deli dönmekte, gönüller cûşa cuştur. Uçar firari ruhlar “Nûrun alâ-Nûr” orda. Tüm masumlar Ravza’da yanmadan tutuşmakta. Rükû, secde, şükürler; taşan iman, zikirler. Şol kaynayan bağırlar, titremekte gönüller. Öyle mutî nefisler, hûlar, yarışan diller. Beyazca huzurlular. Bembeyaz lekesizler.

Bin kere bin beyazlar yağmaz mı kubbelere? Taneler erimez mi yürüyerek hiçliğe? Ravza ki cennet bağı, ruhların gülme çağı. Bir Nebî’nin kucağı; yeri, yurdu, otağı. Akşamların gölgesi vuruyor yemyeşile. Ordaki şehid ruhlar katılıyor birliğe. Gurubun kırmızısı hadraya da yansıyor, Âlemlerin rahmeti âlemi kuşatıyor.

Gülhan Yılmaz

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu