Doç. Dr. Salih UçakTöreli Yazılar

Türkiye’nin Seçimi-2

Siyasi Partiler ve İttifakların Siyasal Kampanya Süreçleri

 

Türkiye, sahip olduğu heterojenik yapı dolayısıyla çok sayıda siyasi partiye ev sahipliği yapmaktadır. Bir kısmı sadece “tabela partisi” olsa da seçmenlerin kendine yakın hissettiği veya kendi siyasi düşünceleriyle bağ kurduğu bir partiye üye olması veya benimsediği partiyi desteklemesi, anayasal bir haktır.

Cumhuriyetin 100. yılında yapılan seçimler üzerinde yeni okumalar yapmak, her şeyden önce “rasyonel bir seçmen” olarak hepimizin görevidir. 1923-1945 yılları arasında iktidar olan Otoriter Tek Partili (CHP) sistemden, çok partili hayata geçtiğimiz günden bu yana edindiğimiz tecrübeyle seçimlere baktığımızda “siyasal kampanya”ların oldukça etkili olduğunu görürüz.  

Demokrat Parti’nin kullandığı “Yeter! Söz Milletindir!” sloganının bugün de gündemde olması hem demokratik söylem hem de nihai karar mercii olan “halk”a müracaat etme bağlamında oldukça dikkat çekicidir. Zira demokratik ülkelerde iktidarların hesap vermesi gereken ilk merci halktır. Bu yönüyle sandık ve seçim, iktidarların “ibra”sı olarak düşünülebilir.

Mayıs 2023 seçimlerinde İttifakların yürüttükleri siyasal kampanyaların halk nezdindeki yansımalarına bakıldığında şunları söylemek mümkündür:

  1. Her iki ittifak (Cumhur – Millet) da propagandalarını “liderler” üzerinden kurguladı.
  2. Özellikle ikinci tur oylamada “ortada kalan(!)” oyları alabilmek için özel çaba gösterildi. Bunun için Millet İttifakı “tek sorun partisi” Zafer’le iş birliğine giderken Cumhur İttifakı, üçüncü aday Sinan Oğan’ı yanına çekti.
  3. Cumhur İttifakı, ülke için yapılan yatırımları ve gelecek projeleri öne çıkarırken Millet İttifakı “ekonomik sorunları” önceleyerek mevcut hükümetin başarısızlığına vurgu yaptı.
  4. Cumhur İttifakı, hedef seçmen kitlesiyle duygusal bağ kurmayı önemserken Millet İttifakı, daha rasyonel bir dil tercih etti.
  5. Güçlü bir yönetim veya lider imajı çizmek için her iki ittifak da hem sosyal medyayı hem de kitle iletişim araçlarını etkin kullanmaya çalıştı.
  6. Kararsızları ikna etmek için somut vaatler yerine karşı tarafı suçlayıcı söylem ve yöntemler tercih edildi.
  7. Seçmen tercihini değiştirmeye yönelik algı oluşturmak üzere etkili bir iletişimi seçen ittifaklar, amaca uygun olarak siyasi propaganda yolunu seçtiler.

 Millet İttifakı ve Oksimoron Meselesi

Seçim kazanmak için “her şeyin mübah” görülmesi, Millet İttifakı’nın en tartışmalı yönünü oluşturdu. İttifak adına seçmen karşısına çıkan Kılıçdaroğlu’nun “helalleşmeden bölgesel özerkliğe, mülteci sorunundan başörtüsüne” varıncaya dek birbirinden uzak ve uzlaşma ihtimali az olan konuları tartışmaya açması iki şekilde okundu. Birincisi Millet İttifakı’nı destekleyen kesimlere kapsayıcılık ve çoğulculuk mesajı olarak görüldü. İkincisi ise “bütün tuşlara basma” çaresizliği olarak yorumlandı. Birinci tur sonuçlarından hemen sonra Kılıçdaroğlu’nun masaya vurarak “bur-da-yım!” refleksiyle seçmen karşısına çıkması/çıkarılması “rasyonel seçmen”lerce İttifak’ın agresif yenilgisi olarak kabul edildi. İttifak ortaklarını konsolide etmek, parti içi tartışmaların önüne geçmek için de olsa böyle bir çıkış yanlıştı. Burada “liderlik” ve “yöneticilik” vasıflarının önemi kadar, danışman ve çalışma ekibinin strateji eksikliği de söz konusudur. Bu cümleden hareketle Millet İttifakı’nın politik tercihlerine yansıyan söylemler,  bir oksimoron örneği olarak okunabilir.

Devam edecek….

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu