Suzan TaçyıldızTöreli Yazılar

Özlem

Dizilir cümleler boğazına; yutkunamazsın. Gözlerin dolar, sen birileri görmesin diye kafanı sağa sola çevirir durursun. Hangi duygu sizce bu? Özlem tabii ki. Özlemekten bahsediyorum. Zor gelir insana içinde fırtınalar koparken rutinlerine devam etmeye çalışmak, zorunda kalmak… Anlıyoruz seni derler, iyi olacaksın derler. Neyi nerden biliyorlarsa, herkes bir şeyler der durur işte. Dinler gibi yaparken içindeki kopan fırtına bağırır, “Susun artık, acımı yaşayamadım ben” diye. İyi olmayı kim istedi, kim fikir istedi sizden? Ben haykıra haykıra ağlamak, acımı yaşamak istiyorum. İyi olmak kimin umrunda? Giden gider de kalanın acısı dinmezmiş. Kime, neye, nasıl, bağlanması gerektiğini iyi seçmeli insan. Yol yarıda kaldı mı hayat zor devam edermiş. Gerçi Mevlana “ey can, doğru insan mutluluk; yanlış insan tecrübe bırakır, hiçbir şey boşa yaşanmaz” derken, hayatın içindeki her deneyimden bir şeyler öğrenmek mümkün ve yaşananlar boşa gitmez demek istemiş. Hem öyle bir nevi hem de değil gibi aslında tam da ne yaşamış olduğuna bağlı. Misal; 10 yılını biri için harcamış bir insanın edindiği tecrübelerin ne manası kalır yani? Zannımca böyle düşünüyorum: Hayatını heba eden bir insanın tecrübeleri ona ne katabilir? Biraz da bu sebeplerden dolayı “Kime, neye, nasıl, bağlanması gerektiğini iyi seçmeli insan” dedim. Tecrübedir diye diye avuttuğumuz onca olay, bizi psikolojimizden, çevremizden, en önemlisi kendimizden nasıl mahrum bıraktığını, yıprattığını sonradan görmek, pahalıya mahal olsa gerek.

Rabbim, kimseyi sevdiği ve sevildiği ile sınamasın; varsın tecrübe edinmeyi verelim.

Suzan Taçyıldız

 

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu