Toplum olarak ritüellere iyice alıştık! Burada ritüel kelimesini özellikle kullandım. Yoksa Türkçe’deki tören kelimesi de durumu kurtarır…
Fransızca rituelle’den dilimize geçen kelime, Kubbealtı Lugati’mizde “Bir din veya inanç sistemine âit ibâdet, âyin, merâsimler ve bu esnâda uyulması gereken usûl ve kurallar” mânâsına geliyor. Dolayısıyla son dönemdeki bazı muallim ve muallimelerin kendini merkeze alan oldukça mübalağalı mezuniyet şovlarına da ritüel dense yeridir. Bu şov (gösteri) için beş yıldızlı otel çerçevesindeki giyim, kuşam ve teşrifata değinmiyorum bile! Pahalı hediyesi, taltifi de cabası…
Elbette bazen “soytarılığa” da dönüşen bu ritüelin de psikolojik ve sosyolojik bir arka planı mevcut…
Dün, en azından, merkezinde talebenin bulunduğu törenlerin yerini bugünlerde hızla lüks ve şatafatın aldığını müşahade ediyoruz. Dahası sahnenin ortasında eğitmenin, kamera arkasında velinin ve sadece dekorun bir yerinde talebenin yer aldığı bir şov cümbüşüne şahid oluyoruz. Sosyal medyada tenkid edildiği üzere, “çocuğun değil yetişkinin mezun olduğu bir yanılsama…”; “masum bir kutlama”dan öte “yetişkin narsisizminin çocuk bedeni üzerinden sahnelenmesi…”
Peki, talebenin “alkış, video, poz ve sosyal medya içeriği üretmek için kullanılan sevimli bir aksesuara indirgen”diği bir şovdan maarif adına ne çıkar? Bunu süreç dâhilindeki herkesin başını iki eline arasına koyup derin derin düşünmesi gerekiyor aslında! Kepi, cübbesi ve ritüele özgü dansı ile “yetişkin egosunun kostümü”ne dönüşen çocuk değil, maarif aslında!
Eskiden “sosyal statü”yü bir okul diplomasına sahip olup, olmamak belirliyordu; şimdi ise mezuniyet törenlerinde tamamen gösteriye (şov) dönük ritüeller…Dahası velinin ilgili; öğretmenin ise özel oluşunu en iyi sergilediği bu maarif sahneleri, bize kendimizi, kendi Töreli kimliğimizi unutturuyor! Aslında üzülüp tefekkür etmemiz gereken yer tam da burası! Hadi, mahremiyeti, sadeliği, çocukluğu ve tabii neş’eyi kaybettik; en azından Töreli kimliğimizi kaybetmeyelim!
Elbette maarif, mezuniyetsiz olmaz; fakat mezuniyet ritüellerine bir çeki düzen vermenin sırası hâlâ gelmedi mi?



