
Dijital Vicdan ve Sorumluluklarımız
Ahmet TÜRKAN
Türk Dil Kurumu (TDK) bu yılın kelimesi/kavramını seçmek için 5 adet kelimeyi halk oylamasına sundu. Bunlar “dijital vicdan”, “vicdani körlük”, “çorak”, “eylemsiz merhamet” ve “tek tipleşme” idi.
Tek tipleşmeden başlayarak diğer kelime ve kavramlara sırası ile göz atmak sanırım dijital vicdan kavramı ile nereye varılmak istendi ya da toplum nerelerde görülmek istendi sorusunu izah edebilir…
Tek tipleşme için şunlar sıralayabiliriz. Osmanlı’da Enderun’un girişinde şu yazı asılıdır:
“Burada hiçbir balık uçmaya, hiçbir kuş yüzmeye zorlanmaz.”
Formül basit:
Kabiliyetlerine göre insan yetiştirmek.
Peki şu anki eğitim sistemi nasıl çalışıyor. İlk öğretim sistemi özel okullar dahil tamamı tek müfredat planına uyularak öğretim yapıyor. Eğitim yapıldığı çok söylenemez. Liselerde de Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri, Anadolu Liseleri ve Meslek Liseleri olmak üzere sınava tabi olunarak sınavda gösterilen sıralamalara göre öğrenci kabul eden okullarımız. Ticari alanda orta kademede çalışan bulmak sorun iken yüzlerce Anadolu Lisesi düz adamlar yetiştirmeye devam ediyor. Anadolu Liseleri’nden mezun sayıları milyonları bulan evlatlarımız son çare aynı sınav sisteminin neticesi sayıları 200’ün üzerinde Üniversitelerden birine girebilmek için yarışıyor. Hasbelkader üniversitelere giren öğrencilerimizin kahir ekseriyeti mezun olduklarında kendi alanlarında maalesef iş bulma sıkıntısı yaşıyor. Bir meslek sahibi olabilmek için tekrar sınavlara hazırlanmak ve başarılı olmaları gerekiyor. Yetiyor mu? Hayır yazılı sınavdan başarılı olanlar mülakat sınavlarına alınıyor. Mülâkatlarda da sudan bahaneler ile elenerek maalesef istedikleri bir işe girebilmek için deveye hendek atlatmak zorundalar. Bu mücadele TDK’nın anketinde yer alan tek tip insan kavramının nihai çıktısıdır. TDK böyle bir kavramı anket konusu yapıyor ama Eğitim Bakanlığı tek tip insan yerine eğitilmiş ve ihtiyaca göre insan yetiştirmeyi hala başarabilmiş değil. Yani okullarda verilen eğitimsiz öğretim anlamını yitirmiş durumda.
Vicdani körlük nedir peki? Hiç teknik ayrıntıya girmeden anlaşıldığı gibi cevaplamak istiyorum. Tek tip insan yetiştiren sistem vicdani körlük sorununu nasıl aşabilir ki? Eğitilmemiş insanda nasıl vicdan yeşerebilir. Gönül kavramını anlamadan vicdan nasıl etkilenir de olması gereken gibi tavır sergiler.
Peki, çorak kavramı neden konmuş ankete. Tek tip ve vicdanları kör olan nesil nasıl verimli olabilir ki? Elbette çorak topraklar misali verimsiz, susuz kalmış bitkiler gibi boyunlarını eğmiş ve bir damla suya muhtaç olarak kurumaya yüz tutmuş insanlar. Çorak kavramının izahı nasıl yapılır başka türlü. Bilim üretemeyen, her şeyi başkasından bekleyen ümitsiz bir toplum. Bu toplumun mimarları anket yaparak bu problemi nasıl çözecekler?
Eylemsiz merhametle ne denmek isteniyor? Az da olsa Anadolu irfanının sirayet ettiği gönüllerde yer bulabilmiş vicdan henüz körelmemiş ki eylemsiz ama biraz merhamet sahibi olanlar kastedilmiş olmalı.
Hayal ile hedef arasındaki fark eylemdir.
Eylem yoksa hayal kurmak boştur. Eylem yoksa hedefe ulaşmak imkansızdır. Peki bu duruma nasıl geldik sorusu sadece kişilerin kendi sorunu mu? Anketi düzenleyen sistem bu durumu nasıl çözmeği planlıyor?
Peki gelelim konumuzun esası olan dijital vicdan meselesine.
TDK bu kavramı şöyle açıklıyor: İnsanlar gerçek hayatta sorumluluk almadıkları ya da almak istemedikleri konularda, sosyal medya platformlarındaki paylaşım/ beğenileriyle vicdanlarını rahatlatma eğilimine girmektedir. Bu durum vicdanı “tıklanabilir bir işleme” indirgemektedir. Beğeni, paylaşım ve yorum yapan bireyler “tıklama aracılığıyla insani görevlerinin yerine getirdiğinin hissetmektedir”. Merhamet ve insaf duygusunu sembolik görünürlükle sınırlamaktadır şeklinde açıklamaktadır.
Bu konu TDK tarafından her ne kadar teknik olarak böyle yorumlanmakta ise de dijital platformlardaki çoğu kimliğin sahte olması, olduğundan farklı yani yanıltıcı olması ve kopya bilgiler ışığında vicdanlarını rahatlattıklarını sanmaları çözüm için yeterli mi?
TDK’nın sitesine girerek dijital vicdan maddesini onaylayan binlerce kişi dijital vicdan kavramını seçerek vicdanlarının sesinin dinlediklerini mi sanıyorlar?
Dilimizi sadeleştirmek adına vicdanımızın sesi olan pek çok kavrak tarihe gömülürken sanal alemin ucuz kavram ve emojilerinin kurbanı olduk. Edebiyat köreldi. İfade yeteneği dumura uğradı. Töreli kavramlar yerlerini uydurma kavramlara bıraktılar.
Kısır bir dil; ancak beğeniler, emojiler ve basit kelimelerle kendini ifade etmeye çalışır hale geldi. Dolayısı ile vicdanlar dijital dünyanın kurbanı oldu. Kendini ifade edemeyen, paylaşılanları paylaşınca vicdanını rahatlatan bir yapıya dönüşmüş olduk.
TDK bu anket çalışmasını sonuçlandırarak işini yapmış mıdır? Yeni plan önümüzdeki yıl başka bir kavramın peşini kovalayıp bu yılkini devre dışı bırakmak mıdır?
Yoksa bu kavram ışığında bir plan yapılabilir mi? Böyle bir düşünceye yol açar mı?
Bu soruları soruyorum ki bir derde deva olsun.
Yorum sizlere kalsın. Belki dijital vicdan sözlükte kalır, asıl vicdan devreye girer.
Vesselâm.
Ahmet Türkan



