
Aşk ↔ Alev Diyalektiği
Aşk hep konuşulur ama ne olduğu anlaşılamaz. Aşk konusunda ya gökler dolusu konuşmak ya da kıyamete kadar susmak gerekir. Aşkın kendisi değil de ancak tecellisi ve etkileri konuşulabilir. Sanata sığamayacak kadar muazzam bir şey olan aşkı “gönül yangını, insanın içinde alev alev yanan, hiç sönmeyen volkan” ® olarak tanımlamak mümkündür. Bunun dışında aşkın çeşitli tanımları yapılmıştır. Aşk, kalbi yakan ve içinde duyguları yeşerten ebedi bir alevdir, ceylanın gözleriyle tutuşturulan bir alevden başka bir şey değildir. Aşk kalbe düşen gizli bir ateştir ki düştüğü yerde sevgiliden başka her şeyi yakar. Âşık olan sevgilisi hatırına her şeyi yakar, kül eder. Tanrı’nın kalbe yerleştirdiği aşk, O’ndan başka kimse tarafından alınamaz, ruhu bir halden diğerine dönüştürür.
Aşk-alev ilişkisi diyalektik bir yapı taşır, çünkü: aşk hem yakar hem diriltir (acı ↔ haz). Alev hem yok eder hem var eder (yok oluş ↔ dönüşüm).
Âşık hem kendini kaybeder hem kendini bulur (benlik ↔ benliğin aşılması).
Bu karşıtlıklar sabit olmayıp sürekli birbirine dönüşür. Bu da diyalektik bir süreçtir.
Tasavvufta bu ilişki daha da keskinleşir:
Aşk = İlahi çekim.
Alev = Nefsin yanması.
Burada amaç “yok olmak” değil, daha yüksek bir varlığa dönüşmektir. Bu yüzden alev sadece yıkıcı değil, aynı zamanda arındırıcıdır. Nefs “yanmadan” arınmaz. Bu süreçte insan, benliğini eriterek daha hakiki bir varoluşa ulaşır. Yani ateş burada yok edici değil, hakikate diriltici bir araçtır. Gerçek diriliş bazen bir tür yok oluştan geçer.
İnsanla hayvan arasındaki en büyük farklardan birisi aşktır. Aşk diğer mahlukatta bulunmayan, sadece insana mahsus olan, beşeri insan yapan bir yetidir. Allah’ın el-Vedûd isminin tecellisidir. “el-Vedûd” çok seven ve sevilen demektir. Allah’ın diğer isimleri tek taraflı iken el-Vedûd ismi karşılıklılık bildirir. Örneğin Allah “er-Rezzâk”tır, rızık verir ama rızık verilmez ancak sevginin, şefkatin, merhametin kaynağı olan Allah hem sonsuzca sever hem de sonsuz sevgi bekler ve sonsuzca sevilir. “İman edenler Allah’ı en şiddetli sevgiyle severler.” (Bakara 2/165). el-Vedûd isminin yansıması olan el-mevedde (sevgi, aşk) evliliğin temelinde yer alır, sonra bu rahmete ve merhamete dönüşür. (Bk. Rûm 30/21).
Kâinat ilahi aşkla dönmektedir, kütleler arasındaki çekim kuvveti Allah’ın sevgisinin, rububiyetinin bir yansımasıdır. Tüm kâinat her şeyiyle kendisini var eden Allah’ın cezbesindedir. Kâinatta her şey Allah’ı tesbih eder (Allah’ın adına ve Allah’ın adıyla hareket eder). Proton, nötron, elektron gibi şeylere bu cazibeyi veren Allah’tır, O’nun aşkıdır. Güneşin hiçbir ayrım gözetmeden yeryüzündeki her şeyi sevgiyle ısıtıp ışıtması Allah’ın er-Rahmân ve el-Vedûd isimlerinin bir yansımasıdır.
Hz. İbrahim’i Allah’a dost kılan, bütün orta doğuyu gezdiren, Yunus Emre’ye Anadolu’yu baştan başa gezdiren, cenneti elinin tersiyle ittiren, Mevlana’yı döndüren (Sema) aşktır. Dert inletir, aşk söyletir:
Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver onları
Bana seni gerek seni
(Yunus Emre)
Allah insanı alaktan (sevgiden / severek) yaratmıştır. Bir anne çocuğunu doğduktan sonra sever, Allah insanı doğmadan sevmiş ve yaratmıştır. Anne doğacak çocuğuna beşik hazırladığı gibi annenin çocuğunu sevmesinden kat kat daha fazla kullarını seven Yüce Allah da Hz. insan için, içinde ve dışında çeşitli nimetlerle donattığı, onun yaşamına elverişli kıldığı yeryüzü beşiğini hazırlamıştır. Bütün imkânları oluşturduktan sonra insanı var etmiş, ona subuti sıfatlarından bir numune vermiş ve onu muhatap almıştır. Cemal sıfatının bir yansıması olarak her insana özel tecellide bulunup her ferdi orijinal olarak kendi eliyle özene bezene yaratmış (Bk. Sâd 38/75), kendi ruhundan her birine ayrı ayrı üflemiştir (Bk. Hicr 15/29; Secde 32/9). Gerçek güzelliğin kaynağından gelip ona âşık olan ruh beden ülkesinde gurbete düşmüş ve sürekli onu özler olmuştur. İnsanın gördüğü güzel karşısında kalbinde hissettiği yangın, onun gerçek güzeli hatırlatmasından ötürüdür.
Bütün güzelliğin kaynağı sensin
Sevdiğime güzelliğini verensin
Güzelliğinden verdiğin bir parça
Beni eyledi paramparça
Ya senin mutlak güzelliğini görsem
Bana üflediğin ruhumla sana gelsem
O zaman kaybolurum senin varlığında
Sonsuz mutluluğa ererim özgürlük diyarında. ®
Dr. Resul ERTUĞRUL



