
Güzellik Yoksunu Estetik
Dünyada sadece nahoş mimarili şehirler değil doğallıktan uzak, tuhaf suratlar da türemeye başladı. Rahman’ın şekillendirip insanlara nimet olarak verdiği güzel yüzü kurcalamakta beis görmeyip onu keyfi olarak değiştiren, değiştirdikçe de estetikten uzak kalan iğreti simalar yaygınlaştı. Bu da yetmedi; kadın erkek diye farketmeyen, iki cinsi de kapsayan şekil-şemailler beğenilir oldu. Gözler mi körleşti anlayamadık, akıllar mı pus doldu?
Değiştirilen yüzler ve mimiksiz ifadeler aslında bizi ürkütüyor. Dudaklar kapatılamayınca, kaşların biri kuzeybatıya diğeri kuzeydoğuya uçuşa geçince, küçücük burunlar yüze tuhaf düşüp, sipsivri çeneler gören gözleri delince güzel mi olunuyor sahiden? Niçin ucûbeye dönüştürülüyor yaratılmış varlıkların en üstünü?
Aileyi veya gençleri savunduğunu iddia eden kadın programlarının pompaladığı, yayıp-yaygınlaştırdığı kötülükler kadar, keyfi estetik ameliyatlı değişim videoları da başlıbaşına bir kokuşmuşluğu reklam ediyor. Hep aynı suratlara sahip kadınların çoğunluğu oluşturduğu korkunç bir sahnedeyiz sanki. Oysa gerçek estetik ve zarafet Allah’ın yaratışındadır. Oysa her insan biriciktir, özeldir. Fıtrata tâbi olmak en güzel iştir.
Sokakta “Tesettürlü” izlenimi veren bazı kadınlar, hızla bir kademe çıkarak(!) estetik operasyonlar yaptırmaya başladılar. İşin tuhafı, bu ameliyatlar nedense hiç bitmiyor. Çünkü keyfi iş ve işlemlerde insanın bir ölçütü ve ölçüsü bulunmuyor. Dudak dolgusu yaptırmak için hırsızlığa tenezzül edenler, zor geçindiği halde borç ile botoks yaptıranlar maalesef günümüzün gerçekleri arasında.
Hiç birini yaptıramadıysa, sosyal medyada yapay zeka ile değiştirdiği yüzü ve kendisine giydirdiği kıyafetlerle, şahsını bulunmadığı yerlerde göstererek algı oluşturmaya çalışanlar… Bir yapaylık, bir gösteriş sevdası almış başını gidiyor. Kafalar artık neye çalışıyor?
Geçenlerde, değerli bir üstadımızdan bahseden bir arkadaşım beni epey güldürdü. Üstadımız, sosyal medyada takip ettiği meslektaşı bir bayanın gerçek simasını görünce çok şaşırmış ve “Yüzün ne kadar değişti böyle! Neyin var?” diye ciddi ciddi sormuş. Anlatımın mış’lı oluşuna bakmayın. Hadisenin, dilimizdeki ifadesi böyle yoksa vakıa ve söz konusu cümleler gerçek.
Bazı kimselerin, gözümüze soktukları yakın fotoğraflarda ne derece çirkin ve itici göründüklerinin farkında olmadıklarını düşünüyorum. En azından hüsnüzannım bu yönde. Birilerinin onlara gerçekleri söyleyebilmesini ve uyanmalarını temenni ediyorum. Zira, uyarmak; çirkin işlerden ve nahoşluktan sakındırmaya çalışmak, güzelliğe, iyiliğe çağırmak bütün müslümanların vazifesidir.
Gülhan Yılmaz



