Mustafa ArslanoğluTöreli Yazılar

ZEMBİL

Zembil, içini sen bil...

Zembil

Türk milletinin geleneğinde “zembil” hatırı sayılır bir yer edinmiştir. Hasır ve hurma liflerinden yapılan, iki ucundan tutulabilen kulplu sepet veya torba şeklindeki el sanatı ürüne zembil denir.

Zamanla kumaş veya ipliklerle örüldüğü de olmuştur. Zembilin özelliği hava alması, buna karşın içinde ne olduğunu dışarıdan bakanların görememesi teşkil etmektedir. Pazarda, alışveriş yerlerinde taşıma kolaylığı yanında, alışveriş yaparken kimse kimsenin ne aldığını, çantasında ne olduğunu bilmez. Toplum hayatında alan var alamayan var; ayrıca “göz hakkı”nı unutmamak gerekir. Bu terbiyeden zembil gerçeği doğmuştur.

Edep güzeldir, o güzellik insanı tevâzu sâhibi yapar. Bu güzelliklerin kaynağı ahlâktır. İslâm ahlâkı insan ahlâkı olmalıdır.

Zembil böyle bir hassasiyetin ürünüdür. Göz olur, dile gelir söz olur, düşüncesiyle nezâketli insanlar zembil ve benzeri taşıma araçlarını tercih ederlerdi.

Ecdâdımız göz hakkını, komşuluk hakkını gözeten, evde pişeni yakın çevresine ikram eden bir medeniyetin mensuplarıydı.

Bu anlayıştan, “Zembil, içini sen bil.” kelâm-ı kibârı doğmuştur. Derler ki, “Kibârın kelâmı, kelâmın kibârıdır.”, büyük sözü sözün büyüğüdür.

Töre sözünün her konuda altın anahtarı, hazine değerinde bir şifresi vardır.
İşte bunlardan biri:

Kısmet gökten zembille inmez.

Yâni, kısmet gökten çanta ile inmez.
Yeryüzü sahnesinde her murat emekle, nice zahmetle, dert edinerek, niyâz ederek ele geçer. Zahmetsiz rahmet olmaz, töre sözü hayat gerçeğini insana ibretâmiz misallerle anlatır. Ecdâdımızdan miras bu güzel töre sözünü aşağıda daha detaylı bir şekilde anlatacağiz.

Zahmetsiz rahmete talip olanlar, başkasının eline bakanlar, ya da başkasının sırtından geçinenler acınacak insanlardır. Bu töre sözü,
asalak bir hayâtı tercih edenler için uyarma amacıyla söylenir.

Zembilin gök ile irtibatlandırılması iki yolla izah edilebilir.

Birincisi; zembil denen sepetin kulplarına ip takılıp evlerin balkonundan aşağıya sarkıtılırdı. Giriş kattaki dükkan sâhibi sepeti görür, içindeki sipâriş listesini ve parayı alır, malzemeleri zembilin içine yerleştirildikten sonra tekrar yukarıya çekilirdi.

Burada kastedilen yükseklik “gök”değildir. Zembil yukarıdan aşağıya doğru indirildiğinden, “esnaf” için kısmet gökten iniyor mecâzi mânâsı çıkarılabilir. Ama hakikatte “kısmet gökten zembille inmez.” Nasip, Allah’ın çalışana, alınteri dökene lutfettiği rızıktır, nimettir.

İkincisi; Allah mekândan münezzehtir. Allah sonsuz kudret sahibi ve yüceler yücesidir. Semâ, Allah’ın yüceliğinin en ulvî tecelligâhıdır. İnsan fıtrî olarak arşın sahibine kalbi ile, elleri ve yüzü ile yönelir. Peygamberler de böyle duâ ederlerdi. İnananlar da peygamberimizin bu sünnetine riâyet eder.

İnsan bir merâmını dile getirirken, arzusunu ifade ederken elde edebileceği yöne döner. Gökyüzü veya arş Allah’ın hazinelerinin, sonsuz nimetlerinin kaynağı olarak görüldüğünden, duâda eller arşa doğru açılır.

“Kısmet gökten zembille inmez!” Peki nasıl iner?

Kısmet gökten çalışana iner.

Kısmet gökten dua edene iner.

Kısmet gökten alınteri dökene iner.

Sözün özü; hak edene iner. Töre sözü işte yukarıda izah ettiğimiz bu ulvi gerçeklere işâret etmek için söylenmiştir.

Her insanın ayarı farklı, hayata bakışı farklı, karakteri farklıdır. İnsadaki bu farklılığı ifâde eden bir töre mirâsı, “İnsan çeşit çeşit, yer damar damar.” diyerek, insan denen meçhul varlığı tasvir etmiştir.

Nasip veya başarı gökten zembille inmiyor. Kimse de gökten zembille inmemiştir. İnsan nasibini aramalı, onu elde etmek için mesâi harcamalıdır. İnsanın kendisini gökten zembille inmiş gibi görmesi, göstermesi kibirdir. Kibir cehâletin ürünü, kendini tanımamanın hazin bir sonucudur. Böylelerini kınamak ve senin ne ayrıcalığın var anlamında, “Gökten zembille mi indin?” diye uyarı yapılırdı.

Kur’an-ı Kerim de Allah şöyle buyurmuştur:

“İnsan için ancak çalıştığı vardır.” ( Necm, 39).

Çalışmayı, zahmet çekmeyi sevmeyen, önemli bir eseri inşâ etmeyen bir kimse; başkası tarafından yapılmış işlere kıymet biçemez, empati yapamaz.
Herhangi bir inşaatı, köprüyü görünce sanki yerden bitmiş gibi görür.

Böyle kimseler için, “Minareyi yapmayan yerden bitmiş sanır” yakıştırması çok uygun düşmektedir. Konunun daha iyi anlaşılması için şöyle de diyebiliriz:

Minâreyi yapmayan gökten zembille inmiş sanır.

Zembil, işini sen bil!

Bu veciz ifade kulağa hoş gelsin diye söylenmemiştir. Özel konuların, ticâri faaliyetlerin, giysi ya da yiyeceklerin mahrem kalması faydalı bir tedbirdir.

Kıskançlık duygularının, art niyetli davranışların önüne geçilebilmesi için bazı bilgilerin, gelecekle ilgili tasavvurların gizli kalması aklın ve başarmanın yoludur.

Zembil, işini sevmeyi sen bil.

İşini seven mesleği ile ilgili incelikleri, püf noktaları daha kolay öğrenir. Sevgi; sabretmeyi, tahammül etmeyi, çile çekmeyi aşk hâline getirir.
Aşk ve şevkle yapılan işler çabuk biter, bereketi çok olur. Gökten zembille inmek deyimi çabuk yapılan işleri takdir etmek mânâsında da söylenir.

“Gökten zembille inmek” deyimi; bir anda zengin olan, gayri menkul yatırımlarla, lüks araçlarla arzı endam edenler için, değirmenin suyu nerden geliyor anlamında eleştiri maksadıyla da kullanılır.

Zembil ölmesin, yaşasın sebil,
Yarını yâd et, târihini bil…

Zembil, yakın zamana kadar ülkemizin hemen hemen her coğrafyasında bilinen bir çanta olarak kullanılıyordu. Ancak günümüzde “zembil” kelimesi pek kullanılmıyor.

Temennimiz, bu kelimenin tarihi bağı nedeniyle, Türkçemize kazandırdığı zenginliği ile daha çok kullanılması yönündedir. Kırkpınar’da yağlı güreş yapan pehlivanların giydikleri kıspet’in konduğu ve saklanıp muhâfaza edildiği nesneye Zembil denir. Yaran etkinliklerinde de kamıştan ve özel tezgâhta el ile yapılan veya sırf el ile örülen “el sanatı” zembil kullanılmaktadır.

Töre ve geleneklerimizde müstesnâ bir iz bırakan “zembil” yaşatılmalıdır. Zembil özelliğini taşıyan çanta ve torbaların üzerine “zembil” kelimesi yazılmalı, ticari ve turistik amaçlı işletmelere “zembil” isminin verilmesi teşvik edilmelidir.

Mustafa Arslanoğlu

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu