
Pembeli Kafkas Kızı ile Eşi Ali Bey’in Hikâyesi
Pembelime…
Felek değil ah beni sultanım zebun etti. Hem bir gözleri ahu hem dilleri şirindi. Saçlarındaki rüzgar ne şen ne baharlıydı; kokuları pek ferah, güleçti, lafazandı. O eşsiz, o delişmen şair ruhlu bir hüma. Gökten yere inmeyen cennette uçan sema. Acıması olmayan bir şûh-ı sitemkârdı. Kemter kullar misali yaşın yaşın ağlattı. Dillerim söyleyemez oldu eftelya gibi, ona vurgun gözlerim kördü öteden beri. Ahd u peyman kılmadı ki dönsün müştâkına. Dilhun eyledi beni güman girdaplarında…
Kıymetli Ali Bey’e Özlem ile…
Gece baktım yuvası efkarlıydı şi’rimin,
Karla kaplı camımın ardında kaldı gözler.
Ellerim sıcacıktı seni beklerken tenim
Üşüyordun ötede geçiyordu saatler.
Ah dolsan istiyordum ruhun ile bağıma!
O gümüş baharınla aksaydın baharıma.
Yarı ölmüş dallardan doğmayı öğrenen sen
Mehtapsız gecelerde uyu hatıralarla.
Seni bildim bileli umudu sönmeyen ben
Sana binlerce bahar getireyim gülünden.
Neden çoksun ötemde azsın böyle yanımda?
Hatta soğuk bir rüzgar esiyor gözlerinden
Oysa tebessümlerin tutuşurdu canımda
Toprağıma suyuma düşen cemre idin sen.
Bugün tek gün efendim; güneşlerden parıltı
Billurlar getirmeli saçmalıyım bağrına.
Yüreğine sermeli altın yüzüklerimi
En büyük yeminleri etmeliyim uğruna!



