
NEREDE YANLIŞ YAPTIK
Ahmet TÜRKAN
Aşağıda Japon dürüstlüğüne örnek bir olay aktaracağım. Ama önce biz neden dürüstlüğü ve erdemi unuttuk ona kısaca bakalım.
Yaklaşık 100 yıldır Anayasamızda mevcut olan Laik sistem bize din işleri ile devlet işleri ayrıdır.
Evinde dindar ol ama bunu sokağa taşıma.
İşine hiç taşıma.
Kamu kurumlarına zaten taşıma.
Eğer dinle olan bağını sokağa, işine ve de kamu kurumlarına taşırsan dinci ve yobaz olarak yaftalanırsın.
Bunlardan uzak dur diyerek zaten vicdanımızı ikiye böldüler.
İkiye bölünen din anlayışı ve vicdan yüzünden nerede dindar nerede düzene ayak uyduralım bir türlü karar veremedik.
Camiden içeri girinceye kadar laik, içeri girince dindar olduk.
Camide imamın söylediklerini orada bırakarak camiden kendimizi dışarı attık. Zaten dışarı taşımamıza izin verilmiyordu. Ne işimize yarayacaktı ki.
Dürüstlük kavramları dinde vardı lakin dürüst olduğunuzda dindar kimliğinizi ele veriyor ve yaftalanıyordunuz. Burada temkinli olmak lazımdı. Öyle ileri geri din telkinleri yapamazdınız.
Kadınlarımıza da sadece evinizde başınızı örtün, iş yerinde, kamusal alanlarda, üniversitelerde başınızı örtemezsiniz. Laik sistem buna müsaade etmiyor dediler. Israr edenleri ikna odalarında ikna ettiler. İkna olmayanları derdest ettiler.
Ömür boyu ikiyüzlü olmak zorunda bıraktılar. Sonar dediler ki hem Müslümanız hem de dinsiz Japonlar gibi dürüst değilsiniz. Orada da sistemi kuranlar kendi üzerlerine alınmadılar. Müslümanlara saldırdılar. Kendilerinin kalbi her zaman temizdi. İbadet onlara göre değildi. Din fakir fukaranın işiydi.
Şimdi Japon modelindeki dürüstlük örneğine kısaca bir göz atalım. Sonra üzüntümüze kaldığımız yerden devam ederiz.
Japon’da Dürüstlüğe Bir Örnek
Japonya’nın başkenti Tokyo’da bir adam, bir kuruma gitmek için taksiye bindi. Dil engeli nedeniyle sadece gideceği yerin adını söyleyebildi. Taksi şoförü bunu anladı, başını sallayarak onayladı ve Japon kültürüne uygun şekilde kapıyı nazikçe açarak yolcunun binmesini sağladı.
Yolculuk sırasında, yolcu garip bir şey fark etti: Taksi şoförü önce taksimetreyi açtı, bir süre sonra kapattı ve ardından tekrar açtı. Şaşkınlık içinde, bir şey söylemeden sadece izlemekle yetindi.
Varış noktasına ulaştığında, gittiği yerdekilere şu soruyu sordu:
“Öncelikle, taksi şoförüne neden taksimetreyi bir süre kapattığını sorun.”
Bu soruya taksi şoförü sakin bir şekilde şu yanıtı verdi:
“Yanlış bir dönüş yaptım ve doğru yola girmeyi kaçırdım. Bir sonraki dönüş uzaktaydı ve gereğinden yaklaşık iki kilometre fazla yol kat ettik. Hata benimdi, bu yüzden taksimetreyi kapattım. Kendi hatam yüzünden müşteriden fazla ücret alamazdım.”
Olağanüstü bir dürüstlük ve erdem örneği olan bu davranış, Japon kültürüne derinlemesine işlemiş etik anlayışını ve görev bilincini yansıtıyor.
Hikâye güzel. İnsanı duygulandırıyor. Özeniyorsun. Dürüst olmak istiyorsun ama dinci yaftası yememen için sessiz kalman gerekiyor.
Faiz haram, faizde bulaşıyorsun, içki haram laik sistem bunu engelleyecek hiçbir şey yapmıyor. Zina haram, sokaklar fuhşiyattan geçilmiyor. TV dizilerinde aldatan aldatana.
Sahtekârlar her yerde rağbet görüyor. Fırıldakların her işi rast geliyor. Devlet kademelerinin en iyi yerlerine din ile alakası olmayanlar kurulmuş. Laiklik zirve dindarlık yerlerde sürünüyor.
Kıyafetin, hareketin seni ele veriyor. Öteleniyorsun. Kılık değiştiriyorsun bu sefer de vayyy düzenbaz diyorlar. Sen dinci değil miydin?
Artık İmam Hatipli, ilahiyatçı gençlerimiz bile ibadetlerini iş yerlerinde yerine getirmiyor. Deist görünmek zorunda kalıyorlar.
Peki bunca çetrefilin içinden nasıl çıkacaklar. İslam’ın emirlerini yerine getirmek yasak. Ama dürüst olacaksın.
Yani su bulandırılmış. İçsen zehir içmesen susuz kalacaksın.
Bu ikilemden Japon modeli dürüstlük çıkar mı?..
Çıkmaz…. Kesinlikle çıkmaz. Dindar mısın dinsiz laik misin öne ona karar ver.
Önce düştüğün gayya kuyusundan bir çık.
Dindarlığın yasan olduğu, ahlaklı erdemli olmanın acizlik olduğu bir toplumdan ahlaklı erdemli insanlar çıkmaz. Sonra kalkarlar Japonlar bizden dürüst derler.
Onların dini olmayabilir ama dürüstlüklerini sorgulayacak laik anayasaları yok.
Olay çok açık değil mi?
Vesselam.
Ahmet Türkan