
Dijital Girdap
Bulutsuz bir gökyüzü, koşuşturan kalabalıklar, farklı duyguları ifade eden çehreler… Bu atmosferden ne çıkarabilirim düşüncesiyle yola çıkmış bir ilham avcısı. Şimdi okuyacaklarınız onun zaman ağına takılan girdabın kareleridir.
Şehir içi yolcu otobüsüne binen kırklı yaşlarında uzun boylu, yumuşak yüzlü ve naif görünümlü kadın ücretini ödeyerek boş olan koltuğa oturdu. Yirmi beş dakika sürecek olan bu yolculuğu değerlendirmek adına çantasından çıkardığı kitabı okumaya başladı. Kısa bir süre sonra yanında oturan yolcu durakta inmiş, on üç yaşlarındaki erkek çocuğu kadının yanına oturmuştu. Kafası önde, gözleri yerdeydi. Otobüs kalabalıktı; ayakta duran kadın ve erkeklerle doluydu. Birkaç dakika sonra çocuk başucunda dikilen arkadaşına bakarak, göz ucuyla kadınları gösterip sessizce sordu:
“Yer vereyim mi ?”
Ayaktaki çocuk otobüse şöyle bir göz attı. Emredici sesiyle:
“Onlar bize yer veriyor mu ki sen de veresin? Hem bizden daha küçükler var onlar versin!”
dedi.
Çocuk, davranışının onaylanmasının verdiği rahatlıkla geriye yaslandı. Ama beden dili onu ele veriyordu. Vicdanıyla akran onayı arasında sıkışan bu küçük ruh tedirgindi. Bunu hisseden kadın, okuduğu kitabı kapatıp çocuğa doğru eğilerek fısıldadı:
“Bence buna sen karar vermelisin. Kalbinin sesini dinle, o her zaman bize doğru olanı söyler. Ve unutma merhamet en kıymetli değerdir.”
Çocuk, kadını sakince dinledi ve başıyla onu onayladı. Arada göz teması kurduğu akranının bakışları daha baskın gelmiş olmalı ki çocuk oturmaya, kadın kitabını okumaya devam etti.
Bu kareleri izleyen ilham avcısı şöyle düşünüyor olabilirdi:
“Belki de bir yetişkinin kalkıp çocuklara yer vermesi bu çelişkisini olumlayabilirdi. Kaybolmaya yüz tutmuş tüm değerlerimizi onlardan beklemeden, ayıplamadan, yargılamadan, bizzat yaşayarak yeniden çocuklarımızın önüne seremez miyiz? Bu bir çıkış olabilir mi? Avuçlarımızdan kayan neslimizi, onları kucaklayarak tutamaz mıyız?”
Ona katılıp katılmamanız sizin kararınız tabii ki.
Bana gelince:
Neslin kimlik arayışı; önce yetişkinlerin doğru örnek olmasıyla kolaylaşabilir. Öyle görünüyor ki dijital girdaba kapılan insan dikkatini asıl olana; neslimize, toplumsal değerlere, vicdana ve kendi iç dünyasına yönelerek en az zararla atlatabilir.
Elif Yıldız



