
Sayın Cumhurbaşkanımız,
Akademide mevcut 67 olan emeklilik yaşının 72’ye, hatta sözleşmeyle 75’e ötelenmesine ilişkin düşünceyi ilk duyduğumuzda gülüp geçmiştik, ama yasal düzenlemenin şimdi önünüzde veya mecliste olduğuna dair duyumlar alıyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımız, ne olur yapmayınız! Bu vebale ortak olmayınız! Halihazırda emekliliği gelen öğretim üyelerinin 75 yaşına kadar bile sözleşmeli çalışabilme imkanı bulunmakta iken bu sürecin kanunla 72’ye bağlanmasına bir mânâ vermek gerçekten çok güçtür. Mesela, 67 yaşında emekli olup da fiilî olarak 72 yaşına kadar eser veren ve icat yapan akademisyenlerin sayısına dair elimizde doyurucu bir veri var mıdır? Şayet bilimsel üretim için bunlardan senede bir tane makale istenecek ise inanın, dışarıda 10 tane yazacak kalite ve evsafta genç akademisyen sıra bekliyor!
Batı’da covid sonrasında genç akademisyenlerin işsizlik kaygısının sosyal bilimlerin tamamen çöküşüne sebep olduğu görülüp bunun için güçlü bir mücadeleye girişilirken; bizde daha gerekçesi bile belli olmayan bir surette emeklilik yaşını 75’e çıkarmak için verilen mücadeleye gerçekten bir mânâ vermek de güçtür.
Düzenleme için size, emekliliği gelen akademisyenlerin mevcut birikimlerini öğrencilerine daha uzun süre aktarması için böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu da söylenebilir, sakın inanmayın! Çünkü öğrenciler, akademideki işsizliği gördükleri için lisansüstü eğitimi bıraktılar; yani abartıldığı gibi çok sayıda öğrenci lisansüstü eğitim için üniversite kapılarında kuyrukta beklemiyorlar.
Ve ben bütün bunları size, durumdan bîzar olup da söyleme kudreti ve imkânı bulunmayan, hatta elinde doktora diploması ile akademiye girmeyi dört gözle bekleyen genç akademisyenler adına yazıyorum. Elbette akademi, doğrudan bir ekmek kapısı değildir; fakat rekabetin, dahası ekmeğin kıymetinin oldukça fazla anlaşıldığı bir ortamda gençlere siz biraz daha bekleyin demek akıl ve dahası vicdanla hiç bağdaşır mı?
Elbette takdir, her zaman olduğu gibi sizindir.
Hürmet eder; selamlarımı iletirim…



