
OĞUZ
Oğuz Boyu’nda Ak Gelinlik Sahibi bir kız yaşar. Allah’a imanı sapasağlam; korkusuz, zeki bir ceylandır. Gönlünün nurundan yüzü öyle bir parlar ki gittiği, girdiği yerde dikkat çeker. Fesadı yoktur. Kimseyle yarışmaz; kulları kıskanmaz ama onu kıskanan çoktur. Tuzak kurmadığı gibi hannas şeytana da fersah fersah uzaktır. Hiçbir vakit düşmanın gafletini kollayıp üzerine çullanmamış; düşman uyanıkken saklanmamış, kaçak dövüşmemiştir. Yalanı da görülmemiştir; insanlar ona güvenir.
Bu, hoş vasıfları sebebiyle Oğuz Boyu’nun tecrübeli kadınları, ona apak bir elbise hediye ederler. Gül işlemeli, upuzun ama yerlere sürünmeyen bir gelinlik… Yerlere sürülmemesi önemlidir çünkü Ak Gelinlik Sahibi’nde zerre kibir- gösteriş yoktur.
Bu güzeli ağlatmak isteyenler, onun yakın arkadaşlarının kulağına olur olmaz sözler fısıldayıp durur; iyi dostlar ise bunları Ak Gelinlik Sahibine iletmez. Tuzakçılar günü gelince kendi tuzaklarına düşer nasıl olsa.
Ak gelinlik Sahibi, dualarının karşılığı olan bir yiğitle evlenir. Tuzakçılar boş durur mu? Onlar da hemen, büyülerle gözlerini boyadıkları adamlarla evlenirler. Kocamış kocalarını Ak Gelinlik Sahibinin yiğit askerinin üstüne salarlar. Edip eyleyip onu mapusa attırırlar.
İtibarı sarsılan yiğit asker zindandan çıkınca ceylanıyla güneye hicret eder. Çöllere yakındır göçtükleri yerler. Ak Gelinlik Sahibi, ülkesini, illerinin rüzgarını, asil atlarını özleyip durmaktadır; özledikçe sabreder.
Nice zaman sonra tuzakçılar idam edilir. Ak Gelinlik Sahibi yurduna hemen dönmez. Altı ay bekler. Bu vaktin son günü bitince bir an dahi durmaz, yiğidiyle, öz yurduna uçar. Tuzakçıların ispatlanmış suçu “boy içinde fitne çıkarmak”tır. Çıkardıkları fitnede onlarca asker öldüğü için tuzakçıların kelleleri uçurulmuştur.
Aklı temiz, dili dualı Ak Gelinlik Sahibi, bir kez daha muradına ermiştir. Gelinliğini çadırının önüne asar. Boydaki herkes onun çadırını iyi bilir. O gelinlik hayır dualarla seyredilir durur.
OĞUZ
Gölgelere saklanmaz ak gelinlikler Oğuz!
Tül kokulu güzeller atılmaz soğuk güze?
Asker kokulu mendil. Sandıktan buğu sızmaz,
Naz soluklu bülbüller vurmaz hicranı güle.
Satırlar mürekkepsiz, okka divitsiz olmaz.
Ak köpüklü denizler ilim yazmaya doymaz.
Arşın yağmur sözleri mapusa varır Oğuz!
Zindanın karanlığı ruhta ebedi kalmaz.
Hicret ile küçülür, büzülür yaslar Oğuz!
Çölde gölge sevilir uçuşunca örtüler
Gül kokulu serçeler kurtulur prangadan,
Tilkiyi sevindirir kırlardaki böcekler.
İllerine uçanlar kavuşunca yarine
Ağacın dallarında sevdayı şakır Oğuz!
Sözlerim sana meftun; koşuyor otağına;
Kaderlere kazınır ilahi yazı Oğuz!
Gülhan Yılmaz



