Filiz TokluTöreli Yazılar

Aynaya Baksana

Aynaya Baksana

Gözleri yuvasından fırlamış gibiydi…

Bugün de her sabah olduğu gibi evden çıkmadan önce boy aynasında kendine bakıyordu. Bir an için aynada görmüş olduğu yansımaya inanamadı.

Hâlâ uyanamamış olduğunu düşünerek kendisine bir çimdik attı. Evet uyanmıştı, fakat ayılamamış olduğunu düşündü.
Sabah kahvesini içmiş olmasına rağmen hızlıca mutfağa gitti ve kendine şekersiz acı bir kahve daha yaptı. Şimdi aklım başıma gelir diyerek iç geçirdi.
Yaşadığı olay sinirini bozmuştu. Dönüp aynaya bir kez daha bakmadan çantasını aldığı gibi evden çıktı.

Aynayla kaplı olan asansöre binmekten vazgeçti. O sinirle sekizinci katın merdivenlerini hızlıca iniverdi. Dikiz aynasına bakmamak için çok sevdiği arabasına dahi binmeyerek iş yerine taksiyle gitti.

İş yerine geldiğinde, “Ben bunu nasıl düşünemedim?” diyerek mırıldandı… Aklından bir an için izin istemeyi ve işe gitmemeyi geçirdi.
Sonra da bu düşüncesinden aynı hızla vazgeçti.
İşe gitmeliydi; zira, hazırlığı aylarca sürmüş olan bir tasarımın sunumunu yapacağı toplantısı vardı.
Sunumu, iş merkezinin yirmi üçüncü katındaki toplantı salonunda yapılacaktı.
O an, yirmi üçüncü kata asansörle çıkma düşüncesi yankılandı beyninde ve gözleri kapalı olarak çıkmayı düşündü. Hatta onca katı basamaklarla çıkmaya bile razıydı. Tam bunları düşünüyor olduğu esnada bulunduğu kata gelmiş olan asansörün kapısı açıldı. İçerisi çok kalabalıktı. Normalde bu duruma her zaman sinirlenirken bu defa mutlu olmuştu.

Ne garip bir gündü; yapmadıklarını yapıyor, evvelce sinir olduklarından bu defa mutlu oluyordu. Bunca tezatlığın tek sebebi ise, kendisine hediye gelen o aynaydı.
Çantasından cep telefonunu çıkartarak, temizlik için yardıma gelen bayanı aradı; sanki düşmanından bahseder gibi, “Akşam geldiğimde, hediye gelen o ayna orada olmasın!” dedi.
….
Kendisini dağılmış ve kötü hisseti. Yüzünü soğuk suyla yıkamanın iyi gelebileceğini düşündü.
Unutarak bir hışımla lavaboya gitti. Onu yine bir boy aynası karşılayacaktı.
Evet, hem de tüm çıplaklığıyla gerçekleri yüzüne çarpan bir gardiyan edasında…
Maaşının yarısını harcayarak almış olduğu ipek elbisesine dokundu. Buna rağmen içi rahat etmedi. Hızlıca toplantı salonuna geçti.

Salonda kendi yansımasını göreceği hiçbir nesne yoktu. Bu durum biraz nefes almasını ve stresinin azalmasını sağladı. Adeta kendisini kovalayan birinden saklanmış olmanın huzurunu hissederken, içten içe huzursuzluğu da devam ediyordu.

Sabahtan beri yaşadığı her bir şeyin müsebbibi aslında kendisiydi.
Haksız kazançla aldığı lüks evinden adeta yangından kaçar gibi çıkmış, rüşvet karşılığı aldığı konforlu otomobiline binememiş, etiketine bile onca para döktüğü ipek elbisesi dâhi onun iskeletini kapatmaya yetmemişti.

Notta şöyle yazıyordu: “Senin edepsizliğini örtecek bir kıyafeti gardrobunda bulamazsın!
Hayâsızlığını, haksız kazançla aldığın evinin çatısıyla kapatamazsın.
Aynada gördüğün çıplaklığı örtecek tek libas;
Edeptir! Edep ise, güzeli sevmeye sebeptir.
Hayâ zarı yırtılan bir insan, dünyada çıplak, ahirette de ziyandadır. Aynaya baksana!”
….
Kendinde güzel hasletler bulunan kişi kendini sever. Hem aynalara hem de insanlara vicdan rahatlığı ve güveniyle bakar, vesselam!

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu