Doç. Dr. Erhan Çapraz

Altı kaval üstü şeşhane…

Durum tespiti için kullandığımız güzel bir töresözdür: Altı kaval üstü şeşhane…

Galat şekli “Altı kaval üstü Şişhane” ise şeşhaneyi araya verir, yani yanlıştır! Lâkin, e-i değişimi ibareyi töreden saptırmaz. Zira lafzın her mânâsı ve her sureti de töreye dâhildir. Daha açık bir ifade ile töredendir!

Kaval: Kökü belli olmayan kelimenin “Yaklaşık 40 – 80 santim uzunluğunda, önde 7, arkada 1 perde deliği bulunan, ince bir boru şeklindeki dilli veya dilsiz üflemeli halk çalgısı” mânâsını hemen hemen hiç bilmeyenimiz yok gibidir. Lâkin töresözde bahsi geçen kaval, elbette teşbihe bağlı yivsiz (oyuksuz) top için de kullanılan bir silah tabiridir.

Şeşhane: Malum olduğu üzere “şeş” Farsçada altı demektir. Lâkin tabir, namlusunda altı adet yiv (oyuk) bulunan eski tip tüfek veya top mânâsına da gelmektedir. Hane ise “yuva, ev veya imalathane” mânâsına gelerek bu tarz silahlara âdeta alem olmuştur.

Rivayete göre altı yivli topla (şeşhane) yivsiz topu (kaval) birleştirerek  yeni bir silah elde etmeye çalışmışlar ve bunda da başarısız olmuşlardır. İşte o günden sonra uyumsuz şeyler için bu töresöz söylenmeye başlanmış.

İstanbul’un Beyoğlu ilçesindeki Şişhane semti de adını, Osmanlı döneminde bu tür silahların ve mühimmatların üretildiği imalathanelerin (şeşhane ocağı/tezgâhı) burada bulunmasından dolayı almıştır. Zamanla “şeşhane”nin halk arasında söylenişi değişerek “Şişhane” hâlini almıştır. Yani kelimedeki “e”nin “i”ye dönüşmesinin hikmeti budur, mesele sadece bir ses hadisesinden ibaret değildir!

Töresöz, birbirine hiç uymayan, zıt ve çelişkili durumlar” için kullanılmaktadır. Özellikle de giyim kuşamda birbirine yakıştırılmayan parçaların bir arada bulunması durumunu bize anlatmaktadır. Her hâlükârda töresöz, işlevsiz bir uyumsuzluğu bize haber verir. Nereden? Hikmet ve hakikatten. Yani, Töre’den. Yani, hikmet ve hakikatin yegâne sahibi O’ndan (C.C.).

İnsanlık âlemi, aynı zamanda kelimeler âlemidir. Bu âlemde her söz ve her tabir bir hikmet ve hakikate açılır. Bu hikmet ve hakikat kapısını açmak ise insana bağlıdır. Sünnetullâh ise bu süreçte anahtar gibi başat bir rol üstlenir. Yalnız Sünnetullâh’a uyanlar, anahtarı kaparlar. Anahtarı kapanlar ise gerçek hikmet sahibi âlimlerdir.

Sünnetullâh’a uyan gerçek âlimlerden olabilmek niyazı ile…

Altı kaval üstü şeşhane olmayalım!

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu