Doç. Dr. Erhan Çapraz

Ey çörekçiler, akıl başta gerek!

En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim: Devletin kurumları hiç kimsenin babasının malı değildir. Dolayısıyla hiçbir kurumda ekip, halka veya taifeye tahammülümüz yoktur. Hele söz konusu ilim ise Çin’e kadar bu yol uzar.

Son dönemde devlet kurumlarında özellikle de ilmî açıdan topluma yön vermesi beklenen kurumlarda yapılan/yaptırılan projelerde bir keyfîlik, bir adamcılık aldı başını gidiyor. Zaten temel gayesi halkasını olabildiğince genişletmek isteyen taifenin gemisi de yürüdükçe yürüyor.

Pozitivizmi, nesnellik ve tarafsızlığı bilimin temel şartı gören bu taife, iş projeye geldiğinde hemen akçenin ve taifesinin derdine düşüveriyor. Dolayısıyla da ortaya aslı esası olmayan ve mevcut bilgiyi bir satır öteye taşıyamayan kalıp bilgi yığını çıkıyor. Açıkçası bize bu kalıp bilgi yığını, proje olarak pazarlanıyor. Bir de sunulan bilgi türedi olunca bunun üstüne tuz biber ekiliyor!

Liyakatı hiç dilinden düşürmeyen; iyiyi kendisinden bildiği için de yeri geldiğinde mevcut iktidarı ve muhafazakârları liyakat konusunda sürekli eleştiren bu taifenin söz konusu kendisi olunca hemen makas değiştirmesini açıkçası anlamakta zorlanıyor insan!

Ben olsam ne mi yapardım?

Elbette önceliğim Törelilik olurdu. Çünkü türedi zihniyetle malul bir zihniyetten bugüne kadar millî ve yerli bir icad/kuram/eser sadır olmadı. Zaten olması da mümkün değil. Zira kem âlât ile kemâlât olmaz! Lakin bu husus taifenin hiç umrunda değil.

İkinci olarak sağlam bir literatür taraması yapıp doğrudan projeyle ilgili konuda çalışan doğru kişileri tespit ederdim. Mesela mitolojinin m’sinde kalem oynatmamış birisine sırf bizden veya alandan diye projede yer vermezdim. Düzenlediğim sempozyumlara veya düzenlenmesine destek olduğum sempozyum ve çalışmalara bakarsanız bu husustaki yaklaşımımı açıkça görürsünüz. Elbette bazen önceliği yakın çevreme verdiğim olmuştur. Fakat söz konusu bütüne ait büyük bir proje olursa çevrenin hiçbir kıymeti kalmaz. Çünkü sadece çevreden ve halkadan oluşan bir projeden beklenen fayda hiçbir zaman temin edilemez! Ehli bunu hemen anlar. Projenin sonunda rezil olursunuz! Tabii bu rezilliği alışkanlık haline getirenlere bir sözüm yok!

İsimleri belirleyip alfabetik olarak sıraladıktan sonra hemen bir komite tertip ederdim. Zira iştişare etmeden, yani Sünnet’e ittiba etmeden başarılı olan biri hiç görülmemiştir. Komite ile birlikte listeye son şekli verirdim. Hatta davet gönderdiğim kişilerden varsa tekliflerini sorar; bunları da listeye dâhil ederdim. Böylece mümkün mertebe gözden hiç kimseyi kaçırmazdım. Bir kişinin beş madde yazmasındansa elbette konuda mahir beş kişinin bu beş maddeyi yazmasını büyük bir zenginlik sayardım.

Aranızda, “Eeee…Zaten bunlar bir projede olması gereken şeyler!” diyenler çıkabilir. Maalesef bizim ülkemizde işler böyle olmuyor. Bal tutan parmağını yalıyor. Balı paylaşması gerekiyorsa sadece kendi taifesini düşünüyor! Elbette olansa ülkemize oluyor!

Nihayetinde bu devran böyle dönmez. Bu devran karşımızda döner durursa da “Müddet-i ömrü gibi âkıle devrân olmaz!”

Ey projeciler, aklınızı başınıza toplayın!

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu