Mustafa SüsTöreli Yazılar

Bolu’nun ilim erbabı İbrahim Sağlık emmim…

Mustafa Süs

Bolu’nun ilim erbabı İbrahim Sağlık emmim…
Yaklaşık dört yıldır tanırım kendisini. Meclisimize gelir; sessiz ve sakince anlatılanları dinler, itiraz edeceği veya öğrenmek istediği bir şey varsa söz alır, meramını anlatır, sorusunu sorardı. Aldığı cevap tatmin etse de etmese de kabuğuna çekilirdi.
Soru sorarak herhangi bir şeyi dikte etmeye çalışanlardan değildi. Öğrenmeye ve öğretmeye adamıştı kendisini.
Bolu’nun ileri gelenlerindendi; aksakallı dediğimiz büyüklerimizden… Elleri öpülesiydi.
Bir gün yaklaştı bana… “Sana bir kitap vereceğim, onu da okumanı istiyorum” dedi. “Ver tabii, okurum” dedim.
Ertesi hafta getirdi, kocaman bir kitap: “Kudüs’ten Beyrut’a: Kudüs Müftüsü Hacı Emin El-Hüseyni’nin Hatıraları”.
Kitabı elime aldım…
Hani derler ya, bir insanın şuuraltına erişmek istiyorsan onun önceden okuduğu kitapları oku, diye. Hele ki o insan kitap okurken satırların altını çiziyorsa, lam ve cim harfleriyle de arası iyiyse…
Altı yüz kırk sayfalık kitabın her sayfasındaki satırlar rengârenk kalemlerle çizili. Önem verdiği yerleri siyah kalemle, itiraz edeceği yerleri kırmızı kalemle çizmiş anlaşılan. Mavi kalemle çizdiği satırlar da ne kabul ne ret anlamına geliyordur muhtemelen. Sormak aklıma gelmedi.
Sadece satır araları değil, kenardaki boşluklar da boş değil; oraları da doldurmuş, yazılanlara yorumlar yazmış. Ayrıca kitabın kimi sayfalarında gazetelerden kesilmiş köşe yazısı küpürleri de var. Hem de konuyla alakalı…
Yeniler bilmez; biz eskiden gazeteleri okuyunca köşe yazılarından önemli olanları keser, saklardık. Bir ara ev taşırken poşetler dolusu gazete küpürü bulmuştum.
İbrahim emmim, kitap okumayı başka bir boyuta taşımış. Çok kitap okuyana rastladım ama İbrahim emmim oldukça farklıydı.
Kitabı bana bağışladı sanmıştım. “Geri isterim ha!” dedi gülerek.
Komşuyduk aynı zamanda. Evine davet etti kaç kez. “İki yaşlıyız ama teklifim şehirli teklifi değil” derdi. Vefasızlığımdan ne kadar utansam azdır.
Yine bir gün mecliste sohbet ederken, Kayserililer hakkında fıkralar havada uçuşurken, iğneleyici fıkralardan söz açılınca “Durun bir dakika” dedi. Kayseri’ye gitmiş bir iş için, bir mağazaya uğramış. Mağaza sahibi bunların yol yordam bilmediğini anlayınca evine misafir etmiş, yedirmiş, içirmiş, yatırmış, öyle göndermiş. “Kapımız daima açık, her geldiğinizde mutlaka uğrayın” demiş. Bu olayı anlata anlata bitiremezdi.
Bana farklı bir şekilde sahip çıkar, elimi tutunca bırakmak istemezdi. Sürekli sorular sorar, bana bir şeyler öğretmek isterdi.
Son zamanlarda gelmemeye başladı. Bugün haberini aldım; dar-ı bekâya göç eylemiş. Makamının cennet olacağından hiç şüphem yok desem haddimi aşmış mı olurum bilemem ama…
Ruhuna birer Fâtiha okuyalım. Rabbim gani gani rahmet etsin.
Mustafa Süs

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu