Mustafa ArslanoğluTöreli Yazılar

Akraba Dayanışması ve Sıla-i Rahim

Akraba Dayanışması ve Sıla-i Rahim

Değerler vardır, pahâ biçilemeyen; kullanılınca sâhibine şeref ve itibar veren.
İşte bu değerlerimizden biri de “Akraba Dayanışması ve Sıla-i Rahim”dir.

Sılâ-i rahimi duymuşluğunuz elbette vardır. Ama derinliğine bir araştırma ve değerlendirme yapıldığı pek söylenemez. Bu yönü ile durumumuz biraz da şu veciz söze benziyor:

O mâhiler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler…

Yani, balıklar denizin içinde hayat buluyor ama denizin kıymetini bilmiyorlar.

Akraba bağlılığı umudun ve rûhun gıdâsıdır.
İnsanlar arasında nesep, evlilik ve sütten kaynaklanan, aynı soyisim ve evlilik nedeni ile oluşan hısımlık bağına akraba adı verilmektedir.

Kan bağı veya evlenme neticesinde oluşan yakınlık; insanları ve aileleri birbirine akrabalık bağı ile bağlamaktadır. Bu bağlılığı İslam dini kutsal saymakta, akrabalar arasında maddi ve manevi yardımlaşmayı, iletişim kurmayı teşvik etmektedir.

Neden akrabalık bağının yaşatılması önemlidir?
Neden sıla-i rahim ibadet kabul edilmiştir?

Bu konunun önemini, barındırdığı maddî ve manevi hikmetini yazımızın akışı içerisinde açıklamaya gayret edeceğiz.

Akrabalık bağının ve dayanışmanın yaşatılması; birlik ve beraberlik halkasının oluşması, sevgi ve muhabbet bağının gelişmesi sonucunu doğuracağı için son derece önem arz etmektedir. Akrabalık bağı kuvvetli olan ailelerin fertleri toplumda daha güçlü olur, hayatın akışı içerisinde kaybolmaz, düşse de yerde kalmaz.

Sosyal bir olgu olarak önem arz eden akrabalık bağını değerlendiren ve teşvik eden Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şerif’in buyrukları iyi anlaşıldığında, Devlet-Millet dayanışması değerlerimizle bütünleştiği müddetçe yaralarımız çabuk sarılacak, hayâllerimiz daha kısa sürede gerçekleşecektir.

Sıla-i rahim önce aile içerisinde başlamalı, bilâhâre akrabalarımızla, komşularımızla, dostlarımızla bu güzelliği yaşamamız gerekiyor. Sıla-i rahim ahde vefâdır. İnsanın doğduğu veya atalarının yaşadığı yerleri ve kabirleri ziyâret etmesi, akraba ve dostlarıyla gönül bağını sürdürmesi, iyi ve kötü günde onlarla beraber yol alması, hem Allah’ın rızasına, hem de insanlık esasına uyan güzel bir davranıştır.

Cuma namazında minberde hutbenin son bölümünde okunan ayette “Şüphesiz ki Allah adâletli davranmayı, iyilik yapmayı ve akrabayı görüp göz etmeyi emreder. Her türlü hayâsızlığı, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar. Düşünüp ders almanız için size böyle öğüt verir.” (Nahl, 16/90) buyurulur.

Evet! Her hafta cuma namazında, imam minberde okuduğu hutbenin son bölümünde bu âyeti okuyarak mânâsını verir.

Sebeb-i hikmeti düşünülmezse, gönül seferber edilmezse maalesef Allah’ın âyeti bile insanda fazla yer edemiyor.

Allah’ın Kuran âyetleri ve âlemdeki varlık âyetleri tefekkürle, kalp gözüyle, ilimle düşünülüp, teslimiyetle anlamaya çalışan insan; bilebildiklerini anlatmak için kapı kapı, çarşı pazar gezip irşâd edecek gönüller arardı.

İşte sıla-i rahim konusunu araştırırken bende bu duyguyu uyandırdı.

Akraba dayanışmasının önemini anlamak için; konu ile ilgili âyet-i kerimelerin ve hadis-i şeriflerin iyi tefekkür edilmesi gerekir.

Ayrıca, bekâ sorunu ile sürekli imtihan olan ülkemin milli birliğinin sağlanması ve sınırlarımızın korunması için, sıla-i rahimin maddî ve mânevî desteğinin göz önüne alınması gerekir.

Sıla-i rahim rahmet vesilesidir. Çevremizde akrabalık bağını güçlü tutan ailelerin okuma oranlarının, ekonomik gelişmelerinin ve toplumda itibar derecelerinin daha yüksek olduğunu görebiliriz.

Hz. Muhammed şöyle buyuruyor:

Rızkının bol, ömrün bereketli olmasını arzu eden, akrabalık bağını devam ettirsin.” (Buhari, Edep/12)

İşin mânevî yönü yâni dini hususu düşündüğümüzde, Allah ve Resul’ünün vaatlerinin gerçekliğine kesin inanmak gerekir.

Varlıkta ve yoklukta, iyi günde ve kötü günde, savaşta ve barışta dayanışma birlik getirir, başarı getirir, yaraların çabuk sarılmasını sağlar.

Akrabalık ilişkilerini korumak merhamet vesilesidir. Merhamet Allah‘ın güzel isimlerinden biridir. Akrabalar arasındaki sevgi ve merhamet bağını koparan Allah’ın emrine muhalefet etmiş olur, o zaman kalpte huzur, hanede bereket kalmaz.

Hz. Muhammed, “Sıla-i rahim, Rahman olan Allah’tan bir bağdır. Kim onunla irtibatını sürdürürse Allah da onunla irtibatını sürdürür, kim de onu koparırsa Allah da o kimseyle ilişkisini koparır.” (Tirmizî, Birr/16) buyurur.

Ayakta olan yere düşene elini uzatırsa, Mevlâ da ayakta olana merhamet ve itibar elini uzatır. Binâenaleyh ölenin de kalanın da, düşenin de ayakta duranın da birbirine ihtiyacı vardır. Akrabalık ilişkilerinde olsun, zekât veya sadaka gerçeğinde olsun ihtiyaç ya da muhtaç nazarıyla değerlendirme yapılamaz. İşin sırrı; iyilik yapanın, iyilik gören kadar ihtiyacının var olduğu gerçeğidir. Ama bugün ama yarın. Atalarımız ne güzel söylemiş:

Gün doğmadan neler doğar. Düşmez kalkmaz bir Allah.

Ey anne ve babalar! Çocuklarınızı eğitiniz, eviniz okul olsun, sevgi yuvası olsun. Paylaşmayı, yardımlaşmayı, dürüstlüğü, hayatın gerçeklerini çocuklarınız sizden öğrensin.

Ey anne ve babalar! Çocuklarınızla konuşun. Evlatlarınıza tembihnâme, vasiyetnâme, nasihatnâme bırakınız. Kulaklarına küpe olacak, hâtıralarına nakış olacak, gönüllerine işleyecek sözler söyleyiniz. Çocuklarınız, sizin sağlığınızda ya da vefat ettikten sonra, “Annem şöyle derdi, babam bu konuda bize şöyle nasihat etmişti!” gibi sözlerle sizden aldıkları ahlâk eğitimini, hayat dersini onlar da kendi çocuklarına ve insanlara aktarsınlar.

Ey anne ve babalar! Çocuklarınıza akrabalarını tanıtın. Akrabalık bağını kuvvetlendirici uygulamalarınız olsun. Düğünde bayramda, iyi günde kötü günde çocuklarınızla birlikte akrabalarınıza, komşularınıza ve dostlarınıza ziyarette bulununuz. Buna imkân bulunmazsa iletişim yollarını kullanınız. Bu güzel davranışları çocuklarınız yaşayarak öğrensin.

Unutmayalım!
Sıla-i rahim dini ve ahlâkî olduğu kadar, hem şahsî hem toplumsal hem de Millî bir meseledir.

Mustafa Arslanoğlu

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu